Kadının biri varmış, bir de çocuğu. Bu hanım, çocuğunu bir türlü uyutamıyormuş. Elinden bir şey de gelmiyormuş. Ne yapsın! Mahalle hocasına gitmiş, durumunu; günlerce uykusuz kaldığını anlatmış. En sonda da “Muhterem hocam, şu çocuğa bir şey yaz da uslansın.” Hoca efendi, “Hanım,” demiş, “bunun için bir şeyler yazmak lazım gelmez. Çocuğun bakımını iyi yap, yeterli olur,” dediyse de yakasını kadından sıyıramamış. “Aman hocam, kafayı yedirecek bu çocuk bana,” diyerek diretmiş kadın. Hoca efendi, kadından kurtulamayacağını anlayınca, kağıda bir cümle yazmış; kağıdı dörde katlayıp ona vermiş. Ardınca, “Çocuğun bakımını iyi yap. Eksik yer bırakma,” sözünü de tekrarlamış.
Kadın, hocanın dediklerini tutmuş. Çocuk, gündüzleri kendi halinde uslu uslu oynar, geceleri ağlayarak yeri göğü inletmez olmuş. Kadın, vaziyetten pek memnun olmuş tabii; bir yandan da “Acaba hoca kağıda ne yazdı?” diye de meraklanmış. Dayanamamış, çocuğun yeleğinin cebine bir kese içerisinde koyduğu kağıdı açmış. İçinde şöyle yazıyormuş, “Ey kadın, çocuğun ağlayınca hemen emzir, durmadı mı, al sırtında gezdir.”
Diyeceğim o ki, bazı meselelerin çözümü çok uzakta değildir.
Kaynak:Genç Hayat Sayfa 11 – Eylül 2024
GÖNÜLLERE sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
