Kategori arşivi: KUR’AN-I KERİM

Kur’an-ı Kerim’i Okumanın Fazileti

Kur’an-ı Kerim, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilen son ilahi kitaptır. Cenâb-ı Hak bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurur: “Sizi (her türlü) karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna açık açık ayetleri indiren O’dur. Şüphesiz ki Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.”[1]

Kur’an-ı Kerim kuru bir metin değil; Rabbimizin biz kullarıyla hasbihalidir. Bu ilahi konuşma, Fatiha suresinde en berrak haliyle karşımıza çıkar: Rabbimiz bize sonsuz rahmetini, alemlerin mutlak hâkimi olduğunu ve ceza gününün tek sahibi olduğunu hatırlatır. Biz de O’nun bu yüceliğine mukabil; yalnızca O’na kul olduğumuzu ve yalnızca O’nun inayetine sığındığımızı ikrar eder, bizi dosdoğru yoldan ayırmaması için gönülden yalvarırız.

Kur’an-ı Kerim’in mahiyetini özlü bir biçimde anlatan bir ayet-i kerimede şöyle buyurulur:

“Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın tesirinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.”[2]  

Kur’an-ı Kerim’i okumak kalbe huzur ve aydınlık verir, kişiyi meleklerle dost kılar. Kur’an’ın hükümlerini hayata geçirmek ise Allah’ın sevgisini kazandırarak hem bu dünyayı hem de ebedi hayatı güzelleştirir. Müslim’in rivayet ettiği bir Hadis-i Şerif’te şöyle buyurulur: “Allah’ın evlerinden birinde toplanıp, Allah’ın Kitabını okuyup birlikte inceleyen hiçbir topluluk yoktur ki, onlara huzur inmesin, rahmet onları kuşatmasın, melekler onları çevrelemesin ve Allah onları yanındakilere anmasın.”[3]

Toplumları kuşatan maddi ve manevi krizlerin tek çıkış yolu, Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde kenetlenmektir. Onun ilkelerini doğru kavrayıp hayatına taşıyanlar; yalan, iftira ve haksızlık gibi toplumu içten içe çürüten kötülüklerden temizlenerek gerçek huzura erişirler. Kur’an’ın ışığıyla aydınlanan kalpler, manevi boşluktan kurtulup sarsılmaz bir iç denge kazanır. Özellikle maddeci anlayışın pençesinde sürüklenen ve çaresizlik içinde bunalan günümüz nesilleri için Kur’an’ın yol göstericiliği hayati bir öneme sahiptir.

Nitekim Cenâb-ı Hak Kur’an’ı anlatırken şöyle buyurur: “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir nasihat ve kalplerde olan şüphe ve sıkıntılara şifa ile müminler için hidayet ve rahmet gelmiştir.”[4]

Ayet-i kerimenin manasından da anlaşılacağı gibi Kur’an, anlayana ve kulak verene en güzel nasihattir. Bundan dolayıdır ki sadece lafzını okumakla kalmayıp manasını doğru bir şekilde anlayarak yahut anlayanların izahına kulak vererek içindekiler ile amel etmek icap eder. Kişi ancak o zaman hidayete erer.

Rabbimizin kelamı olan yüce kitabımızın feyzinden, nurundan daha çok kimselerin istifade edebilmesi için onu sadece okumakla yetinmeyip çevremize ve çocuklarımıza öğretmek için gayret etmeliyiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”[5]  Buyur-muştur.

Neslimizin hidayet üzere kalmasını ve istikametini korumasını istiyorsak, onları Kur’an’ın aydınlığından mahrum bırakmamalıyız. Zira Kur’an’dan uzak kalmış bir nesil; İslam ahlakına yabancılaşma, kendi değerlerine sırt dönme ve yozlaşmış ideolojilerin pençesine düşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu hayati sorumluluğu hatırlatarak, hutbemi Peygamber Efendimizin (s.a.v.) şu hadis-i şerifi ile nihayete erdiriyorum: “Çocuklarınızı şu üç haslet üzerine terbiye edin: Peygamberinizin sevgisi, Peygamberin ehl-i beytinin sevgisi ve Kur’an’ı okuma.” [6]

[1] Hadid, 9

[2] Zümer, 23

[3] Müslim, 2699

[4] Yunus 57

[5] Buhari, Fezailü’l-Kur’an, 21

[6] Suyuti, Cami’us-Sağir, C. 1, S. 114

***

Kur’an-ı Kerimden Dualar

Evlâdına Allâh’ ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?

Şeytanın En Sevdiği Şey

Sosyal medya’ya çevrimiçi Kur’an-ı Kerim’e çevrimdışı

Gözleri İbadetten Nasiblendirmek.

Âyetü’I-Kürsinin Fazilet Ve Havassı

KUR’AN-I KERİM’İN ŞEFAATİ

KUR’ÂN-I KERÎM’İ ANLAMAK İÇİN

KUR’ÂN-I KERÎM ŞİFÂDIR

Şeytanın En Sevdiği Şey

KUR’ÂN-I KERÎM HATMİ

Amelsiz Kur’an Okumak

KUR’ÂN-I KERÎM’İ ÖĞRENİP, OKUMAK VE OKUTMAK

EBEDÎ MUCİZE: KUR’ÂN-I KERÎM

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler

KUR’AN-I KERİM İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

İbret nazarı ile bakmak

Kur’an-ı kerimin üçte biri tarihten bahseder.

Geçmiş Peygamberlerin ve ümmetlerin kıssaları ibret almamız için anlatılır.

Kamer suresinin 40.ayeti kerimesinde şöyle buyrulur:

”Biz O Kur’anı ibret,nasihat olsun diye kolay kıldık.Fakat hani düşünen?”

Yine aynı surenin müteaddit ayetlerinde “İbret alan yok mudur,düşünen yok mudur?”şeklinde ikazlarla olaylardan ibret almak emredilir.

Bu vesile ile yazımızın mevzuu; günümüzde yaşadığımız ve yaşayacağımız hadiselere ibret nazarı ile bakmak hakkındadır

Eshabı kiramdan Abdullah İbn-i Ömer (R.A) şöyle anlatıyor:

“Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in mescidinde on kişi vardı:

Hz.Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, İbn-i Mesûd, Muâz ibn-i Cebel, Huzeyfe, Abdurrahman bin Avf, Ebû Saîd(radıyallâhu anhüm)ve ben de onuncu kişiydim.

 Ensardan bir genç geldi ve Resûlullâh’a (s.a.v.) selam verip oturdu. Sonra da;

“Yâ Resûlallâh! Mü’minlerin hangisi en faziletlidir?” diye sordu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Ahlâkı en güzel olandır,” buyurdular.

“En akıllısı, en zekisi kimdir?” diye sordu.

 “Ölümü en çok hatırlayan ve ölüm gelmeden önce ona en güzel şekilde hazırlık yapandır. İşte en akıllı bunlardır.” buyurdular. Sonra genç sustu.

Fahri Kainat (s.a.v.) de bize döndü ve şöyle buyurdu:

“Ey muhâcir topluluğu! Başınıza şu beş şey geldiği zaman artık hiçbir şeyde hayır kalmamıştır. Bu beş şeyin sizin başınıza gelmesinden Hz. Allaha sığınırım.

1- Zina açığa çıkar ve açıkça işlenirse, muhakkak vebâ hastalığı artar ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde görülmeyen hastalıklar çıkar.

2- Ölçü ve tartıda eksiklik yaparlarsa muhakkak kıtlık, geçim sıkıntısı ve idarecinin zulmüne uğrarlar.

3- Mallarının zekâtlarını vermezlerse muhakkak gökten bir damla yağmurdan bile mahrum bırakılırlar. Hayvanlar da olmasa hiç yağmur göremezler.

4- Hz.Allaha ve Resûlü’ne verdikleri sözlerinden dönerlerse Allâhü Teâlâ onlara, kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder de sahip oldukları servetlerin, mülklerin bir kısmını alırlar

5- İdarecileri, Allâhü Teâlâ’nın kitabıyla hüküm vermez ve Hz.Allahın hükümleri karşısında onları serbest bırakır (işlerine geldiği gibi amel ederler) se Cenabı Hak da aralarında harb, fitne ve ihtilaflar çıkarır.”

Hadis-i şerif’te İslam alemi  için çok mühim ikazlar mevcut.

Burada şu soru akla gelebilir. Müslüman olmayan toplumlarda daha kötü şeyler oluyor, onlara niçin bu cezalar gelmiyor.

Dikkat edilirse buradaki ikaz Müslümanlar içerisinde en büyük mevkie sahip olan Ashabı Kirama hatta en şerefli Muhacir topluluğuna ve onların şahsında kıyamete kadar gelecek olan bütün Ümmet-i Muhammede yapılmıştır.

Çünkü Cenab-ı Hak, mümin kullarını gevşeyip,ebedi felaketlere uğrayacak durumlara düşmemesi için bu tür sıkıntılarla ikaz etmekte, bazen de ahiretteki cezayı dünyada  iken verip ahiretlerini kurtarmaktadır.

Müslüman olmayanlar ise İlahi Rahmetten tamamen uzak oldukları için cezaları ahirete bırakılmıştır.

Din kardeşlerimizin başına gelen sıkıntılar hepimizi derinden üzüyor.

Din kardeşlerimizin acılarını kalplerimizde hissedip onlara dua edelim.

Siyasi dengeleri, uluslararası tezgahları, gizli hesapları, stratejileri göz ardı etmeyelim. Fakat hepsinin üstünde hadiselere bir de hikmet nazarı ile bakalım. Ayeti kerime ve hadisi şerifler bizlere hep ışık tutmaktadır.

Hadisi şerifte şöyle buyruluyor:

Muhakkak Hz.Allah şu kitap (yani Kuranı Kerim)sebebi ile bazı toplulukları yüceltir, diğer bazılarını da alçaltır.(Sahihi Müslim, Hz.Ömer den)

Bildiğimiz gibi bu hadisi şerifteki müjdeye şanlı ecdadımız bin sene mazhar oldu. İslam’a ve Kurana hizmetin bereketi onlara öyle bir güç verdi ki, o günün imkanlarıyla asırlarca dünyaya hükmettiler. Allah Resulünün ve ashabının yolunda ilerleyerek insanlığa huzur ve adalet dağıttılar. Ezmediler, ezdirmediler. Kendi rahatları kaçtı; ama insanların rahatını bozdurmadılar.

İşte aynen bunun gibi; bugün de yarın da Kurana hizmeti hayatının gayesi yapan insanları, Cenab-ı Hak hem dünyada hem ahirette bahtiyar kılacaktır.

Bu ,Allah ve Resulünün va’didir. Kuran’a sımsıkı sarılmak, Resulullah (sav)’in ve ashabının nurlu yolunda ilerlemek, bizlerin ve bütün Müslümanların hem dünyada hem ahirette en büyük kurtuluşu olacaktır.

ÇOCUĞUNA KUR’AN-I KERİM ÖĞRETMENİN SEVABI

Çocukların günahsız ve masum ağızlarla Kur’an-ı Kerimi ve onun ilmini
okumaları, hadis-i şeriflerde müjdelendiği üzere; hem kendileri, hem anne ve
babaları, hem de okutanlar için ve onlara maddi ve manevi sahada yardım
edenler için büyük bir rahmet ve bereket vesilesidir.
Bir Hadisi şerifte şöyle buyrulur:
“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında
müzakere ederlerse, üzerlerine sekinet iner, nur iner, onları rahmet kaplar ve melekler
etraflarını kuşatır. Allah (cc) onları kendi nezdindekiler arasında anar.”

Cenab-ı Hakkın bizlere hediyesi ve Resulullah (sav) efendimizin emaneti olan
Kur’an-ı Kerim’in faziletlerini anlatmaya bizim günahkâr dillerimiz kâfi değildir.
Ayeti kerimelerde ifade buyrulduğu üzere o, kerim yani çok kıymetli ve şerefli, hak ile batılı
ayırt eden yüce bir kitaptır.
Bakara suresinin ilk Ayet-i kerimelerinde şöyle buyruluyor:
“Elif lam mim. İşte şu kitap, Allahü Teala ‘dan korkup kötülüklerden
sakınanlar için şüphesiz tam bir yol göstericidir.”
O öylesine değerli bir hazinedir ki; onunla ilgili zaman, mekan ve insan daima
en büyük değeri kazanmıştır.
Hadisi şerifte ifade edildiği üzere ,”Kur’an-ı Kerim en büyük şefaatçidir.” 
Başka bir hadis-i şerifte şöyle müjdelenmiştir:
“Kur’an-ı kerim okuyunuz. Çünkü Kur’an-ı kerim kıyamet gününde kendisini
okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir (Sahih-i Müslim)
Eshabı Kiram dan Câbir bin Abdullah (R.Anh) ın rivayet ettiği şu kıssa,
Kur’an-ı kerime gönül veren, onun ilmini evlatlarına, yakınlarına öğreten
kimseler için onun şefaatinin büyüklüğünü anlamamıza kâfidir:
Bir gün bir adam Resûlullah Efendimiz (sav) e gelerek:

“Yâ Resûlallah! Evlâdına Allâh’ ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?”
diye sordu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Kur’ân-ı Kerîm Allah kelâmıdır, onun sevâbına nihâyet yoktur.” buyurdular.
Sonra oraya Cebrâîl (A.S) geldi, Peygamberimiz (S.A.V.) ona:
“Ey Cebrâîl! Evlâdına Allâh’ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?”
diye sordu. O da: (aynı şekilde);
“Yâ Muhammed! Kur’ân-ı Kerîm Allah kelâmıdır, onun sevâbının nihâyeti
yoktur.” buyurdular.
Sonra Cebrâîl Aleyhisselam göğe yükseldi, İsrâfîl (as) ın yanına geldi, ona:
“Ey İsrâfîl! Evlâdına Allâh’ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?”
diye sordu.
O da: “Ey Cebrâîl! Kur’ân-ı Kerîm Allah kelâmıdır, onun sevâbının nihâyeti
yoktur.” Diyerek aynı cevabı verdi.
Sonra Allâhü Teâlâ, Cebrâîl (AS) ı Peygamberimiz (s.a.v.) e gönderdi ve
buyurdu ki:
Yâ Muhammed! Muhakkak Rabbin sana selâm ediyor ve buyuruyor ki:
Evlâdına Kur’ân-ı Kerîm’i öğreten kimse benim Beytimi (yani Kâbe-i
Muazzama’yı) on bin defa haccetmiş, on bin defa umre yapmış, on bin defa
gazâya (cihada) çıkmış, İsmâil Aleyhisselam evlâdından on bin köle âzâd
etmiş, on bin aç Müslümanı doyurmuş, on bin çıplak Müslümanı giydirmiş
gibi sevap alır. Evlâdının Kur’ân-ı Kerîm’den okuduğu her harf için ona on
hasene (sevap) verilir, on günâhı silinir.
Yâ Muhammed! Muhakkak ben ‘elif-lâm-mîm’ için on sevap verilir,
demiyorum, lâkin elif harfi için on, lâm harfi için on, mîm harfi için on sevap
verilir.
Bu ameli, tekrar dirilinceye kadar o kimseye kabrinde arkadaş olur.
Bu ameliyle mîzânda (yani amellerin tartıldığı o İlahi terazide) sevap tarafı ağır
gelir. Bu kişi sırât üzerinden şimşek gibi geçer.
Bu ikramların tamamına ve umduğundan da fazlasına nâil olmadıkça,
Kur’ân-ı Kerîm o kişiden aslâ ayrılmayacaktır.” (Fazilet Takvimi-19 Mart 2019)

Çocuğuna Kur’an-ı Kerim öğretene böyle mükafat verilirse; yüzlerce, binlerce
Ümmeti Muhammedin evladına Kur’an-ı Kerimi, onun ilmini öğretmenin, bu hizmette pay sahibi olmanın ne büyük dereceler kazandıracağını, ancak Rabbimiz bilir, O takdir eder.

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler

KUR’AN-I KERİM İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

Kur’an-ı Kerim Hakkında Hikaye : Kur’an Okuyan Âmâ

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye

KUR’ÂN-I KERÎM’İN KALBİ: YÂSÎN SÛRESİ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Muhakkak her şeyin bir kalbi vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in kalbi de Yâsîn (Sûresi)dir. Kim onu Allâhü Teâlâ’nın rızâsını murad ederek okursa, Allâhü Teâlâ onu mağfiret eder ve ona Kur’ân-ı Kerîm’i yirmi iki defa okumuş gibi sevap verilir. Azrâil Aleyhisselâm’ın, ruhunu almak için geldiği Müslümanın yanında Yâsîn Sûresi okunursa, oraya Yâsîn Sûresi’nin her bir harfine mukâbil on melek iner, onun önünde saf olurlar ve ona günahlarının affı için duâ ederler. Allâhü Teâlâ’ya istiğfâr eder; bağışlanmasını isterler. Yıkanırken yanında bulunur, tabutu ardınca gidip onun cenâze namazını kılarlar; defnine şâhid olurlar.

Hangi Müslüman, Yâsîn Sûresi’ni sekerât-ı mevt hâlinde (ölmek üzere iken) okursa, o kimse yatağında iken cennet bekçisi Rıdvân (isimli melek) bir şerbetle gelip, bunu ona içirinceye kadar ölüm meleği onun ruhunu almaz. Ve ölüm meleği ruhunu aldığı zaman o kimse suya kanmış olarak ruhunu teslim eder…”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yine buyurdular ki:

“Muhakkak, Kur’ân-ı Kerîm’de bir sûre vardır ki onu okuyana şefâat eder, dinleyene de (Allah’tan) mağfiret talep eder. Dikkat edin! O, Yâsîn Sûresi’dir.”

Kaynak : / FAZİLET TAKVİMİ 30 Haziran 2020, Salı

İmam mı hırsız? Kur’an-ı Kerim mi öksüz?

Anadolu’nun bir köyünde, köylü tarafından çok sevilen bir imam varmış.
Ramazan-ı Şerif geldiğinde köylüye mukabele okur, vaz-u nasihat edermiş. Köylü de hocasına sahip çıkıp, her akşam bir hane onu iftara davet edermiş. Yine bir akşam imam bir eve müsafir olmuş. Sofralar kurulmuş, iftarlar yapılmış. Ama ev sahibi masanın üstündeki parayı yerinde bulamayınca imam hakkında ki düşüncelerini değiştirmiş. Ve sene içerisinde imamla hiç konuşmamış.
Gel zaman git zaman diğer Ramazan-ı Şerif gelip köylü bu adeti tekrar yapınca sıra buna da gelmiş. Utancından

– “Ben imamı yemeğe almayacağım.” diyememiş. Akşam olmuş, sofralar kurulmuş, iftarlar yapılmış. Köylü dayanamayıp imama :

-“Hocam sana hiç yakıştıramadım. İhtiyacın varsa bile söyleseydin, parayı alıp gitmekte ne oluyor?” deyince imam meseleyi anlamış. Ve köylüye dönerek :

-“O akşam çok rüzgar vardı. Paralar uçup camdan çıkmasın diye, parayı şu duvarda asılı Kur’an-ı Kerim’in kılıfının cebine koydum. Yoksa siz geçen Ramazan-ı Şerif’ten beri o Kur’an-ı Kerim’e hiç el sürmediniz mi?” Şimdi söyleyin bakalım. İmam mı hırsız? Kur’an mı öksüz ?!…

İnşaallah bizler Kur’an-ı Kerimi öksüz bırakanlardan olmayıp 1 veya daha üstü kendimiz hatim eden, mukabeleleri takip edenlerdenizdir.

Kıymetli kardeşlerim!
Hazret-i Kur’an sadece Ramazan-ı Şerif ayında okunmaz. O bizim en iyi dostumuz, kabirde ki ışığımızdır.
Yalnız ve karanlıkta kalmamak onunla arkadaşlığımız nisbetindedir.
Onun için gelin bu kıssadan hissemizi alıp Hazret-i Kur’an’ı bir daha ki Ramazan-ı Şerif’e kadar öksüz ve yetim bırakmayalım.

İHLÂS-I ŞERİF SURESİNİN FAZİLETİ

İçerisinde bulunduğumuz Receb-i şerif, Allahımızın ayıdır.Bu ayda kulluk vecibelerimize daha çok dikkat etmek; tevbe ve istiğfara ağırlık vermek, nafile namazlar kılmak ve hususen, Cenab-ı Hakk’ın zatından bahseden ihlas suresini bol okumak tavsiye edilir.Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: Kul hüvallâhü ehad sûresi Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birine denktir.” (Terğıp C 3 sh. 433,Riyazüs salihin,1014)

İslam âlimleri buradaki müjdeyi izah ederlerken,bazıları bunu;

Kur’an-ı Kerimin muhtevasının üçte biri şeklinde de izah etmişlerdir.

Çünkü; Kur’anın ihtiva ettiği bilgiler temelde üç kısma ayrılır:

Birincisi Tevhid inancı, İkincisi şeriat(yani ibadet ve muameleler),üçüncü olarak da İslam ahlâkı. Fakat ibadet ve ahlak da evvela tevhit inancına bağlıdırlar.

İhlâs sûresi tevhidin temelini teşkil etmesi ile Kur’anın üçte birine denktir.

Bu denklik, ihtivâ ettiği ilim ve mâna derinliği ile ilgili olduğu gibi, sevabıyla da ilgilidir. Pek çok hadis-i şerif bunu müjdelemektedir.

Sadece Hz.Allah’ın zatından bahseden bu sureyi derin bir tefekkür ile okuyanlar, Cenab-ı Hakkın büyüklüğü, kudret ve azametini anlaması itibarı ile çok büyük manevi derece elde ederler. Zaten insanın yaratılış gayesi de Rabbisini tanıyıp ona kulluk etmektir.

( Bir hadisi şerifte şöyle buyrulur:

“Yedi kat gökler ve yedi kat yer, ‘Kul hüvallâhü ehad’ üzerine kurulmuştur.

 (Yani onlar, Allâhü Teâlâ’nın birliğine delâlet için yaratılmışlardır).” (Câmiu’l-Kebîr)

Bu sure-i Celile’nin (her Müslümanın bilmesi, haberdar olması gereken) yüce meali kısaca şu şekildedir:

“De ki,ey Habibim O Allah birdir.(Eşi,benzeri,ortağı olmayan tek ilahtır.)

 Allah, Samed’dir. (Yani,Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan, fakat ezelde ve ebedde her varlığın Kendisine muhtaç olup, Kendisine sığındığı Zâttır.)

“O’ndan çocuk olmamıştır (kimsenin babası değildir), kendisi de doğmamıştır. (kimsenin çocuğu değildir).Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir, olamaz.”

Bu sure-i celile, Allah’a şirk koşan Mekke müşriklerine, Üç ilah iddia eden Hıristiyanlara ve kıyamete kadar gizli veya açık şirke karşı bir cevaptır.

Onun için şirkin zıddı olan tevhid ve ihlas bu surenin muhtevasında olduğundan İhlas suresi diye isim verilmiştir. Bu sureyi usulüne uygun bolca okuyanların gizli ve açık şirkten kurtulmalarına da müjde vardır.

( Ayrıca pek çok hadisi şerifte bu sure-i celilenin büyüklüğü müjdelenmiştir.

Hz.Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam:

–Ben şu “kul hüvellahü ahad” sûresini seviyorum, dedi. Peygamberimiz (sas):

“Şüphesiz ki onun sevgisi seni cennete götürür.” buyurdular.(Riyazüssalihin,1015))

Hz. Aişe Radıyallahü Anha’nın bildirdiğine göre Rasülü Ekrem (S.A.V.) Efendimiz;

 Her gece yatağına geldiğinde ellerini birleştirerek avuçlarının içine; İhlas, Felak ve Nas surelerini üç defa okuyup iki eliyle vücudundan yetiştiği yere kadar üç defa sıvazlardı, bunu aynı zamanda mühim bir yere giderken de yapardı.(Buhari,Tirmizi)

Böyle yapanların günahları afv olacağı ve o gece ölürse şehitlerden yazılacağı da müjdelenmiştir.

Bu mübarek sure ne kadar okunursa fazilet ve bereketi de o kadar artmaktadır.

 (Bir gün Resulullah (sas)efendimiz ashabına hitaben; “Her kim ‘Kul hüvellâhü ehad’ sûresini on defa okursa, Allah (azze ve celle) onun için cennette bir köşk yapar.” Buyurmuşlardı. Bunun üzerine Ömer bin Hattab (r.a.) “Öyleyse ben bunu çok okuyacağım yâ Resûlallah” dedi. Resûlullah (s.a.v.) de “Allâhü Teâlâ (nın hayrı) daha çok ve daha güzeldir.buyurdular. (Fazilet takvimi, 04.04.2017)

  Hadisi şeriflerde şöyle müjdelenir:

(“Kim bir kabristandan geçer de İhlası şerifi on bir defa okur, sonra sevabını ölülere hediye ederse, okuyana kabristandaki ölüler adedince sevap verilir.”)

 (“Kim her gün elli defa İhlası şerif okursa kıyâmet gününde ona: “Ey Allâhü Teâlâ’yı medheden kişi, kalk ve cennete gir” denilir. )(Tebarani Mü’cemü’s-sağir C 2 Sh.781)

( “Kim namaz abdesti gibi kâmil abdest alıp Fâtiha ile başlayarak İhlas sûresini yüz defa okursa Allâhü Teâlâ her harf için on hasene (sevap) yazar, on derece yükseltir ve cennette o kişiye  on köşk binâ olunur.”) (Beyhakî,Şuabül İman)

(“Kim her gün İhlas sûresini iki yüz defa okursa -kul hakkı hâriç- elli senelik günahları bağışlanır.”) (Tirmizî)  (04.04.2017 Fazilet takviminden)

Hz. Ali efendimizin müjdesine göre; Cenab-ı Hakk, Ümmeti Muhammed’e azap etmek istese idi, onlara İhlası şerif suresini ve Ramazanı şerif ayını ihsan etmezdi.

Unutmayalım ki; Mevla’mızın emir ve yasakları hepsinin üstünde sevap ve  dereceye sahiptir. Bu tür nafileler ise manevi takviyedir, yardımdır.

Ayrıca; bu tür okumaların evvelinde, Kur’an-ı Kerimin anahtarı olan Fatiha-i şerife okunur. Namaz dışında okunurken her birerinde besmele okunur.

Aslında, Kur’an-ı Kerimin tamamı bizler için nimettir.

İhlas-ı şerifin değeri ise çok farklıdır. Rabbimizin bu ümmete hususi ikramıdır.

***

İhlas-ı Şerif Melekleri ile Yardım İsteğinde Bulunmak Tıklayınız…

***

RECEB’E TAZİM EDEN KABRİNDE YALNIZ DEĞİLDİR

Beyt-i Makdis’de ibadetine düşkün bir kadın vardı. Receb ayı geldiği zaman bu aya tazim kastı ile her gün 11 defa İhlası Şerifi okurdu. Kıymetli ve pahalı elbiselerini çıkarır, eski ve değersiz elbiseler giyerdi. Yine bir Receb ayında hastalandı. Eski elbiseleri ile defnedilmesini vasiyet etti. Oğlu, insanlara gösteriş için değerli kumaşlar ile kefenledi. Rüyada oğluna dedi ki:

-“Oğlum! Niye vasiyetimi tutmadın.” Kabrini kazdı, fakat mezarında bulamadı. Hayret ve üzüntü ile ağlamaya başladı. O esnada şöyle bir ses duydu:

-“Bilmez misin ki, bizim ayımız Receb’e tazim eden kabrinde yalnız başına bırakılmaz.” (Zübdet-ül Vaiz”in’den)

 

 

Dünyanın Pislikleriyle Kirlenen Kalbi Temizlemek

Yaşlı adam her gün Kur’an-ı Kerim okuyor fakat ezberleyemiyordu. Küçük oğul:

“Baba ezberleyemediğin halde neden her gün okuyorsun?” diye sordu. Baba, kendisiyle kömür taşınan sepeti göstererek:

“Sepetle şu denizden bana su getirdikten sonra söyleyeceğim” dedi.

Oğul denizden su getirmeye çalışır fakat defalarca denemesine rağmen başaramaz.  Babasına dönerek:

“Baba başaramıyorum. Bununla su taşıyamam ki” der. Baba sepeti göstererek:

“Peki onda bir şey farkettin mi?” diye sorar.(Kendisiyle kömür taşınan sepet artık tertemiz olmuştu.) Oğul:

“Evet baba sepet tertemiz olmuş.” Baba:

“İşte böyle oğul. Kur’an-ı Kerim deniz suyu gibidir. Kalbimde tutamazsam bile dünyanın pislikleriyle kirlenen kalbi temizler.” der.

Hayat, Allah’ı zikretmeyle paklanır…

***

Kur’an-ı Kerimden Dualar

Evlâdına Allâh’ ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?

Şeytanın En Sevdiği Şey

Sosyal medya’ya çevrimiçi Kur’an-ı Kerim’e çevrimdışı

Gözleri İbadetten Nasiblendirmek.

Âyetü’I-Kürsinin Fazilet Ve Havassı

KUR’AN-I KERİM’İN ŞEFAATİ

KUR’ÂN-I KERÎM’İ ANLAMAK İÇİN

KUR’ÂN-I KERÎM ŞİFÂDIR

Şeytanın En Sevdiği Şey

KUR’ÂN-I KERÎM HATMİ

Amelsiz Kur’an Okumak

KUR’ÂN-I KERÎM’İ ÖĞRENİP, OKUMAK VE OKUTMAK

EBEDÎ MUCİZE: KUR’ÂN-I KERÎM

Kur’an-ı Kerim Okumanın Fazileti Hakkında Hikaye

Kur’an-ı Kerimle İlgili Ayeti Kerimeler

KUR’AN-I KERİM İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

 

 

Evlâdına Allâh’ ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?

Okulların tatil olması ile birlikte, mesuliyet şuuru olan müminler, çocuklarının elinden tutup yaz Kur’an kurslarına koşmakta, onların Kuran-ı Kerimin manevi ikliminden, feyz ve bereketinden faydalanmasına çalışarak, mesuliyetlerini hafifletmekteler.
Çocukların günahsız ve masum ağızlarla Kuran-ı kerim okuyuşları
(tabiri caizse onların şakımaları) hadis-i şeriflerde müjdelendiği üzere;Hem kendileri, hem anne ve babaları, hem de okutanlar için ve onlara maddi ve manevi sahada yardım edenler için muazzam bir rahmet ve bereket vesilesidir.
Bir Hadisi şerifte şöyle buyrulur: “Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekinet iner, nur iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır.Allah (cc) onları kendi nezdindekiler arasında anar.”

Cenab-ı Hakkın bizlere hediyesi ve Resulullah (sas) efendimizin emaneti olan Kur’an-ı Kerim’in faziletlerini anlatmaya bizim yazılarımız günahkâr dillerimiz,  kâfi değildir. Ayeti kerimelerde ifade buyrulduğu üzere o, kerim yani çok kıymetli ve şerefli, hak ile batılı ayırt eden yüce bir kitaptır.
Ayet-i kerimede şöyle buyruluyor:
Elif lam mim. İşte şu kitap, Allahü Teala ‘dan korkup kötülüklerden sakınanlar
için şüphesiz tam bir yol göstericidir. O öylesine değerli bir hazinedir ki; onunla ilgili zaman, mekan ve insan daima en büyük değeri kazanmıştır.
Hadisi şerifte ifade edildiği üzere, ”Kur’an-ı Kerim en büyük şefaatçidir.” Başka bir hadis-i şerifte de şöyle müjdelenmiştir:
“Kur’an-ı Kerim okuyunuz. Çünkü Kur’an-ı kerim kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir” (Sahih-i Müslim)
Eshabı Kiram dan Câbir bin Abdullah (R.Anh) ın rivayet ettiği şu kıssa, Kur’anı kerime gönül veren, onun ilmini evlatlarına, yakınlarına öğreten kimseler için onun şefaatinin büyüklüğünü anlamamıza kâfidir:

Bir gün bir adam Resûlullah Efendimiz (sas) e gelerek:
“Yâ Resûlallah! Evlâdına Allâh’ ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?”
diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Kur’ân-ı Kerîm Allah kelâmıdır, onun sevâbına nihâyet yoktur.” buyurdular.
Sonra oraya Cebrâîl (A.S) geldi, Peygamberimiz (S.A.S.) ona:
“Ey Cebrâîl! Evlâdına Allâh’ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?” diye
sordu. O da: (aynı şekilde);
“Yâ Muhammed! Kur’ân-ı Kerîm Allah kelâmıdır, onun sevâbının nihâyeti
yoktur.” buyurdular.
Sonra Cebrâîl Aleyhisselam göğe yükseldi, İsrâfîl (as) ın yanına geldi, ona:
“Ey İsrâfîl! Evlâdına Allâh’ın kitâbını öğreten kimsenin sevâbı nedir?” diye
sordu.
O da: “Ey Cebrâîl! Kur’ân-ı Kerîm Allah kelâmıdır, onun sevâbının nihâyeti
yoktur.” Diyerek aynı cevabı verdi.
Sonra Allâhü Teâlâ, Cebrâîl (AS) ı Peygamberimiz (s.a.v.) e gönderdi ve
buyurdu ki:
“Yâ Muhammed! Muhakkak Rabbin sana selâm ediyor ve buyuruyor ki:
Evlâdına Kur’ân-ı Kerîm’i öğreten kimse benim Beytimi (yani Kâbe-i
Muazzama’yı) on bin defa haccetmiş, on bin defa umre yapmış, on bin defa
gazâya (cihada) çıkmış, İsmâil Aleyhisselam evlâdından on bin köle âzâd etmiş, on bin aç Müslümanı doyurmuş, on bin çıplak Müslümanı giydirmiş gibi sevap alır. Evlâdının Kur’ân-ı Kerîm’den okuduğu her harf için ona on hasene (sevap) verilir, on günâhı silinir.
Yâ Muhammed! Muhakkak ben ‘elif-lâm-mîm’ için on sevap verilir,
demiyorum, lâkin elif harfi için on, lâm harfi için on, mîm harfi için on sevap
verilir.
Bu ameli, tekrar dirilinceye kadar o kimseye kabrinde arkadaş olur.
Bu ameliyle mîzânda (yani amellerin tartıldığı o İlahi terazide) sevap tarafı
ağır gelir. Bu kişi sırât üzerinden şimşek gibi geçer.
Bu ikramların tamamına ve umduğundan da fazlasına nâil olmadıkça, Kur’ân-ı Kerîm o kişiden aslâ ayrılmayacaktır.”

Kıssa kaynak (Fazilet Takvimi-19 Mart 2019)

Şeytanın En Sevdiği Şey

İbnü Abbas(r.a.) Hazretlerinden rivayet olundu.  Buyurdular ki :

– Her akşam şeytanın avaneleri(ona tâbi olanları) efendilerinin yanına dönerler. Her biri şeytanın önünde konuşup  ona yaptıklarını rapor verip anlatırlar. Şöyle yaptım, böyle yaptım, falanca zâhidi aldattım, derler. Hatta en küçükleri, “Ben falanca sabiyyi(çocuğu) Kur’an-ı Kerimi okumaktan alıkoydum.” der. Hemen şeytan yerinden kalkar. Onu alıp yanına oturtur ve onun yaptığıyla neşelenip sevinir.

Kaynak : Rûhü’l-Beyan Tefsiri Cilt 1 Sayfa 314

***

Fâtiha suresini okuyana belâ gelmez.

Huzeyfe(r.a.) Hazretlerinden rivâyet olundu.  Rasûlüllah(s.a.v.) Hazretleri şöyle buyurdular.

– Muhakkak Cenâb-ı Allah, bir kavmin üzerine kesinlikle azab göndereceğini murad ettiğinde, o kavmin çocuklarından biri mektebde (Kur’an-ı Kerimden) Fâtiha sûresini okur. Allah(c.c.) o çocuğun Fâtiha suresini okumasını işitir ve hemen o çocuğun sebebiyle onların üzerinden kırk yıl azabı kaldırır.

Kaynak : Rûhü’l-Beyan Tefsiri Cilt 1 Sayfa 314

Sosyal medya’ya çevrimiçi Kur’an-ı Kerim’e çevrimdışı

Videoda konuşan hoca “WhatsApp’a baktığında iki dakika önce çevrimiçi olduğunu görüyorsun. BBM’e baktığında beş dakika önce çevrimiçi olduğunu görüyorsun, Viber’a baktığında bir dakika önce çevrimiçi olduğunu görüyorsun, Skype’a baktığında şuan çevrimiçi olduğunu görüyorsun, Kur’an’a baktığında en son ramazanda çevrimiçi olduğunu görüyorsun. Allah bizi korusun şu gerçekle karşı karşıyayız…” ifadelerini kullanıyor.

Var mısınız bu yazıyı okuduktan sonra en azından 1 fatiha 3 ihlas-ı Şerif okumaya veya güzelce abdest alarak 1 Yasin-i Şerif veya en az 1 sayfa Kur’an-ı Kerim okumaya.  Haydi şimdiden Allah c.c. kabul eylesin.