SILA-İ RAHİM 

İslam ıstılahında sıla-i rahim; Akrabayı ziyaret etmek, hal ve hatırlarını sormak, sevinç ve hüzünlerine ortak olmak, muhtaç oldukları durumda yardım etmek suretiyle aradaki akrabalık bağını sevgi ve saygı çerçevesinde canlı tutmak demektir.

Bu husus, muhtelif Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerifler’le üzerinde ehemmiyetle durulan farzlardan birisidir. Nitekim okuduğum Ayet-i Kerime’de:

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”[1] buyrulmak suretiyle bu hususun ehemmiyeti ifade edilmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisine peygamberlik verilmeden önce de bu güzel hasleti kendisinde bulundurmuşlardır. Rasul-i Kibriya (s.a.v.) efendimiz kendisine nazil olan ilk vahyin heyecanı ile evine geldiği zaman Hz. Hatice validemiz O’na şöyle demiştir:

“Hayır, vallahi Allah-ü Teâlâ senin değerini hiçbir zaman eksiltmeyecektir; çünkü sen sıla-i rahmi yerine getirirsin.”[2]

Yine Medine-i Münevvere’ye hicret edip geldiği ilk anlarda Peygamber Efendimiz (sav)’in, etrafında toplanan insanlara yaptığı ilk tavsiyede sıla-i rahim vardir.

Buyurmuştur ki: “Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, sıla-i rahmi yerine getirin (akrabalarınızla bağlarınızı koparmayın), insanlar uyurken namaz kılın ve cennete selametle girin.”[3]

İnsan oğlunun huzur ve saadeti, evvela kendi ailesinin, sonra akrabalarının ve nihayetinde birlikte yaşamak zorunda olduğu cemiyetin huzur ve saadetine, birlik ve beraberliğine bağlıdır. Eğer akrabalar arasındaki kalbi birlik ve muhabbet zedelenmişse, bu hal çevreye doğru yayılır ve cemiyetin huzuru da azalır. Artık insanlar, “sadece kendi menfaatine göre” hareket ederek bencilleşirler.  Ancak bu durum İslam Dini’nin asla tasvip etmediği çirkin bir haldir.

Bundan dolayıdır ki, akrabalar arası yardımlaşma olursa, cemiyete yük olan insanların sayısı azalır. Kişi, akrabasından aldığı manevi güçle kendine güvenir, hayata tutunur, şahsiyet kazanır, geleceğinden emin olur. Aksi takdirde ekonomik, psikolojik ve ahlaki problemler kaçınılmaz olur.

Yine özellikle yaşlı ve hasta olan akrabalar ile ilgilenmenin, hal hatırlarını sormanın, ihtiyaçlarını karşılamanın, o kişiler için, yaşlılığın zorlu zamanlarında çok büyük bir hediye ve sevinç sebebi olduğu ve kendilerini unutmayan o akrabalarına en samimi halleriyle dua ettikleri hepimizce tecrübe edilen güzel hallerdendir.

Sıla-i rahmin ehemmiyetini anlatan bir Ayet-i Kerime’de şöyle buyrulur:

“Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi? İşte bunlar, Allah’ın lânetleyip, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.”[4]

Sıla-i rahmi terk etmemek, bu uğurda gerekirse affedici ve ıslah edici olmak, insanı dünya ve ahirette yücelten meziyetlerdendir.

Bu manada Sıla-i rahimin rızık bolluğuna sebep olduğunu beyan eden bir Hadis-i Şerif meali ile hutbemize nihayet verelim:

“Rızkının bol ve ömrünün uzun olmasını isteyen kimse yakınlarıyla ilgilensin.“[5]

[1] Nahl, 90

[2] Buhari, Vahy, 3 (3)

[3] Tirmizi, Et’ime, 1 (3251)

[4] Sure-i Muhammed, 22,23

[5] Buhari, Edeb, 12 (5986)


GÖNÜLLERE sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın