İslam dini, insan neslinin varlığını sürdürebilmesi ve insan hayatının Allah’ın takdir ve tayin ettiği hükümler ve maksatlara uygun olarak refah ve mutluluk içinde devam edebilmesi için aileye hususi bir ehemmiyet vermiştir.
Aile, hayatın asli çekirdeği ve toplumların minyatür bir görüntüsüdür. Aile olmasaydı insan nesli yok olur ve insan hayatı sona ererdi.
Cenab-ı Hak Nisa Suresi’nin 1. Ayet-i Kerimesinde şöyle buyurur: “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini (Havva’yı) yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar türetip yayan Rabbinizden korkun.”
Bu ilahi emirde hem ailenin ehemmiyetine hem de aile hayatının Allah’ın emrine uygun şekilde devam etmesi gerektiğine işaret vardır.
Sağlıklı toplumların meydana gelebilmesi, sağlıklı aile fertlerinin varlığına bağlıdır. Sağlık söz konusu olduğunda, manevi sağlığa öncelik vermek gerekir.
İmanı, ahlakı ve ruhu bozuk bir topluluk maddi sağlığa kavuşsa bile manevi huzura erişemez. Böylesi cemiyetin fertleri bencil, kibirli, zalim, acımasız ve psikolojisi bozuk olacağı için değil başkalarına kendilerine bile faydalı olamazlar.
Ailenin devam edebilmesi orada huzurun hâkim olmasına bağılıdır. Huzurun meydana gelmesi de aile fertlerinin sorumluluklarının idrakinde olarak üzerlerine düşen vazifeyi yerine getirmesine bağlıdır.
Aile fertlerine düşen vazife ve sorumlulukların sınırları Kur’an ve sünnetle tespit edilmiştir. Kur’an ve sünnet, inananlar için ilahi bir kullanma kılavuzu gibidir.
İslam’a göre erkek, aileyi maddi manevi her türlü tehlikeden koruyan ve onun maslahatını gözeten aile reisidir. Bu reislik, bazılarının zannettiği gibi sırf büyüklük taslayarak kadına baskı yapmak ve zulmetmek için değil hanımı başta olmak üzere aile fertlerine huzurlu bir hayatı temin etmek içindir.
Cenab-ı Hak bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurur: “Onlarla (hanımlarınızla) iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.”[1]
Hatta ufak tefek hatalarından dolayı hanımlarına öfkelenen, kalplerini kıran erkeklere Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Mümin bir erkek, mümin hanımına buğzetmesin. Bir ahlakından hoşlanmazsa diğer ahlakından razı olur.”[2]
Hanımın vazifesi de meşru işlerinde erkeğe yardımcı olmak, çocuklarını İslami usule göre yetiştirmek, onlara annelik şefkatini tattırmaktır. Bir başka Hadis-i Şerif’de şöyle buyurulmuştur: “BirAilede vazife ve sorumluluklar kadın, kocası kendisinden razı olarak ölürse cennete girer.”[3]
Kadın, temizliğine dikkat etmeli, eşinin ihtiyaçlarını karşılamaya gayret etmeli, malını ve eşyasını korumalı, namusuna leke getirecek davranışlardan kaçınmalı, kocasının akrabalarına karşı hürmetkar olmalıdır.
Ayrıca her iki taraf da evlilik hayatı ile alakalı sırları başkasına ifşa etmekten sakınmalıdır.
Erkeğin merhamet ve şefkati, kadının sadakat ve hürmeti bir araya geldiği zaman hakiki muhabbet meydana gelir. Muhabbet, evliliğin huzur içinde devam etmesini temin eder.
Aile hayatı, şükrü eda edilmesi icap eden bir nimettir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
„Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hâla bâtıla inanıp Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?“[4]
[1] Nisa, 19
[2] Müslim, Radâ, 61 (1469)
[3] Tirmizi, Radâ, 10
[4] Nahl, 72
GÖNÜLLERE sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
