Sâlih Amel

Salih amel, İslam ölçülerine göre doğru kabul edilen Allah-ü Teâlâ ve Rasulü’nün rızasına uygun olan bütün iş, hareket, hayır ve iyilikler demektir. İradeye dayalı tüm güzel davranışlar, ibadetler, ferdi, içtimai ve ahlaki vazifeler sâlih amel dairesine girer. Allah’ın rızasına ve Rasulü’nün tasvibine uygun olmayan işlere de “sâlih olmayan ameller” denilir. Nitekim Nuh Aleyhisselam’ın iman etmeyen oğlunun boğulmaktan kurtulması için dua etmesi üzerine Cenâb-ı Hak şöyle buyurdu: “Ey Nuh, o senin ailenden değildir. Çünkü onun işlediği amel, sâlih olmayan bir ameldir.”[1]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir Hadis-i Şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır: “Amelinin (kötülüğü sebebiyle) geri bıraktığı kişiyi soyu sopu ileri götüremez.”[2]

Bir amelin sâlih olabilmesi için onu yapan kişinin imanlı olması ve niyetinin de düzgün olması icap eder. Niyet, amelin güzel olmasında belirleyici rol oynar. Onun için evvela niyetin yeri olan kalbin ıslahı temin edilmelidir. Allah’ın habibi ve kalplerin tabibi olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kalbin sâlih veya bozuk olmasının neticelerine şöyle dikkat çeker:

“Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o sâlih (doğru ve düzgün) olursa bütün vücut sâlih olur. O fâsit (bozuk) olursa bütün vücut fâsit olur. Dikkat edin! O, kalptir.”[3]

Mevla’mız, sahip olduğumuz her şeyin fani olduğunu, asıl ve kalıcı olanın sâlih ameller olduğunu mealen şöyle beyan buyurur:

“Servet ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan sâlih ameller ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha layıktır.”[4]

Fani lezzetlere aldanıp nefsani arzularına göre yaşayan ve önlerinde bir ahiret hayatının olduğunu hesaba katmayan inkârcıların, ahirette nasıl pişman olacakları, bir ayet-i kerimede şöyle anlatılır:

“Rablerinin huzurunda (utançtan) başlarını öne eğmiş; ‘Rabbimiz, gördük, işittik, bizi (dünyaya) geri döndür de sâlih amel işleyelim; artık kesin olarak inandık!’ demekte olan suçluları bir görsen!”[5]

Salih ameller kişinin hem dünyasını hem de ahiretini mamur kılar. Mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamak isteyen kişi, sâlih amelleri hayatının bir parçası haline getirmelidir. Rahmeti bol olan Rabbimiz bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurur:

“Erkek ve kadından kim mü’min olarak sâlih amel işlerse elbette onu (dünyada) güzel bir hayatla yaşatırız. Ve (ahirette) onlara mükafatlarını, yapmakta olduklarının en güzeliyle veririz.”[6]

Ayet-i kerimede dünyada verileceği vadedilen güzel hayatı müfessirler şöyle izah etmişlerdir:

Birincisi helal rızık, ikincisi kanaat, üçüncüsü Allah’ın rızasına götüren ibadetlere muvaffakiyet, dördüncüsü ibadetlerin tadını alabilmektir.

Ahirette verilecek en güzel mükafat da hiç şüphesiz cennettir.[7]

Sâlih amellerin ne olduğuna gelince, bunların başında ilk olarak Allah’ın farz kıldığı ibadetler, daha sonra Rasulünün sünneti ve diğer güzel ameller gelir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurur:

“İnsanların her bir eklemi için her gün sadaka icap eder. İki kişi arasında adaletle hükmetmek sadakadır. Bir adamın hayvanına binmesine yardım etmek veya onun eşyasını hayvanına yüklemek sadakadır. (İnsanlara söylenecek) güzel bir söz sadakadır. (Kişinin) namaza (giderken) attığı her adım sadakadır. (Başkasına) eziyet verecek bir maddeyi yoldan kaldırmak sadakadır.”[8]

Sâlih amellerle ancak sâlih insanlar meşgul olur. Sâlih insanları çok olan topluluklar, insanca yaşamanın zevkini ve huzurunu tadarlar.

[1] Hud, 46

[2] Müslim, 2699

[3] Buhari, 52

[4] Kehf, 46

[5] Secde, 12

[6] Nahl, 97

[7] Kurtubi, Nahl 97’nin tefsiri.

[8] Buhari, 2989


GÖNÜLLERE sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın