Kur’an-ı kerimin üçte biri tarihten bahseder.
Geçmiş Peygamberlerin ve ümmetlerin kıssaları ibret almamız için anlatılır.
Kamer suresinin 40.ayeti kerimesinde şöyle buyrulur:
”Biz O Kur’anı ibret,nasihat olsun diye kolay kıldık.Fakat hani düşünen?”
Yine aynı surenin müteaddit ayetlerinde “İbret alan yok mudur,düşünen yok mudur?”şeklinde ikazlarla olaylardan ibret almak emredilir.
Bu vesile ile yazımızın mevzuu; günümüzde yaşadığımız ve yaşayacağımız hadiselere ibret nazarı ile bakmak hakkındadır
Eshabı kiramdan Abdullah İbn-i Ömer (R.A) şöyle anlatıyor:
“Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in mescidinde on kişi vardı:
Hz.Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, İbn-i Mesûd, Muâz ibn-i Cebel, Huzeyfe, Abdurrahman bin Avf, Ebû Saîd(radıyallâhu anhüm)ve ben de onuncu kişiydim.
Ensardan bir genç geldi ve Resûlullâh’a (s.a.v.) selam verip oturdu. Sonra da;
“Yâ Resûlallâh! Mü’minlerin hangisi en faziletlidir?” diye sordu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Ahlâkı en güzel olandır,” buyurdular.
“En akıllısı, en zekisi kimdir?” diye sordu.
“Ölümü en çok hatırlayan ve ölüm gelmeden önce ona en güzel şekilde hazırlık yapandır. İşte en akıllı bunlardır.” buyurdular. Sonra genç sustu.
Fahri Kainat (s.a.v.) de bize döndü ve şöyle buyurdu:
“Ey muhâcir topluluğu! Başınıza şu beş şey geldiği zaman artık hiçbir şeyde hayır kalmamıştır. Bu beş şeyin sizin başınıza gelmesinden Hz. Allaha sığınırım.
1- Zina açığa çıkar ve açıkça işlenirse, muhakkak vebâ hastalığı artar ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde görülmeyen hastalıklar çıkar.
2- Ölçü ve tartıda eksiklik yaparlarsa muhakkak kıtlık, geçim sıkıntısı ve idarecinin zulmüne uğrarlar.
3- Mallarının zekâtlarını vermezlerse muhakkak gökten bir damla yağmurdan bile mahrum bırakılırlar. Hayvanlar da olmasa hiç yağmur göremezler.
4- Hz.Allaha ve Resûlü’ne verdikleri sözlerinden dönerlerse Allâhü Teâlâ onlara, kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder de sahip oldukları servetlerin, mülklerin bir kısmını alırlar
5- İdarecileri, Allâhü Teâlâ’nın kitabıyla hüküm vermez ve Hz.Allahın hükümleri karşısında onları serbest bırakır (işlerine geldiği gibi amel ederler) se Cenabı Hak da aralarında harb, fitne ve ihtilaflar çıkarır.”
Hadis-i şerif’te İslam alemi için çok mühim ikazlar mevcut.
Burada şu soru akla gelebilir. Müslüman olmayan toplumlarda daha kötü şeyler oluyor, onlara niçin bu cezalar gelmiyor.
Dikkat edilirse buradaki ikaz Müslümanlar içerisinde en büyük mevkie sahip olan Ashabı Kirama hatta en şerefli Muhacir topluluğuna ve onların şahsında kıyamete kadar gelecek olan bütün Ümmet-i Muhammede yapılmıştır.
Çünkü Cenab-ı Hak, mümin kullarını gevşeyip,ebedi felaketlere uğrayacak durumlara düşmemesi için bu tür sıkıntılarla ikaz etmekte, bazen de ahiretteki cezayı dünyada iken verip ahiretlerini kurtarmaktadır.
Müslüman olmayanlar ise İlahi Rahmetten tamamen uzak oldukları için cezaları ahirete bırakılmıştır.
Din kardeşlerimizin başına gelen sıkıntılar hepimizi derinden üzüyor.
Din kardeşlerimizin acılarını kalplerimizde hissedip onlara dua edelim.
Siyasi dengeleri, uluslararası tezgahları, gizli hesapları, stratejileri göz ardı etmeyelim. Fakat hepsinin üstünde hadiselere bir de hikmet nazarı ile bakalım. Ayeti kerime ve hadisi şerifler bizlere hep ışık tutmaktadır.
Hadisi şerifte şöyle buyruluyor:
Muhakkak Hz.Allah şu kitap (yani Kuranı Kerim)sebebi ile bazı toplulukları yüceltir, diğer bazılarını da alçaltır.(Sahihi Müslim, Hz.Ömer den)
Bildiğimiz gibi bu hadisi şerifteki müjdeye şanlı ecdadımız bin sene mazhar oldu. İslam’a ve Kurana hizmetin bereketi onlara öyle bir güç verdi ki, o günün imkanlarıyla asırlarca dünyaya hükmettiler. Allah Resulünün ve ashabının yolunda ilerleyerek insanlığa huzur ve adalet dağıttılar. Ezmediler, ezdirmediler. Kendi rahatları kaçtı; ama insanların rahatını bozdurmadılar.
İşte aynen bunun gibi; bugün de yarın da Kurana hizmeti hayatının gayesi yapan insanları, Cenab-ı Hak hem dünyada hem ahirette bahtiyar kılacaktır.
Bu ,Allah ve Resulünün va’didir. Kuran’a sımsıkı sarılmak, Resulullah (sav)’in ve ashabının nurlu yolunda ilerlemek, bizlerin ve bütün Müslümanların hem dünyada hem ahirette en büyük kurtuluşu olacaktır.
