Kırk Yıllık Kânî…
Kânî Efendi, divan şiiri geleneğine hâkim, mizaha ve hicve yatkın bir şahsiyettir. Hazırcevap bir zåt olduğu bilinir. Rivayetlere göre, Bükreş’te bulunduğu sırada bir Rum (veya Romen) kızına gönlünü kaptırır. Olacak ya kızın babası da papazdır. Baba papaz olunca evlilik şartı olarak Kânî’den Hıristiyan olmasını talep eder. Gerçekleşmesi mümkün olmayacak bu teklif karşısında Kânî Efendi, inancını değiştirmeyi reddeder ve şu cümleyi kurar:
“Yapmayın papaz efendi! Kırk yıllık Kanî, olur mu Yani?”
“Yani” Hıristiyanların çok kullandığı bir erkek ismidir. Bu söz, dillere pelesenk olmuş ve “insan, aslını daima muhafaza etmelidir” manasına, o gün bugündür söylenilegelmiştir.
***
Kânî Efendi Kimdir?
1712’de Tokat’ta doğmuş, erken yaşta Mevlevi Tekkesi’ne intisap etmiş.
1755’te Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa tarafından İstanbul’a çağrılmıştır. Bir vakit Divan-ı Hümâyûn kaleminde çalıştıktan sonra Silistre veya Bükreş’e vazifelendirilmiş, orada uzun yıllar bulunmuştur.
SAYI 210/ŞUBAT 2026 YEDIKITA 43
