İhlas ve Riya

ihlas

“Ben insanları ve cinleri ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım.” (Zariyat suresi 56.ayet) buyuruyor. Yüce Rabbimiz böyle buyurduğuna göre, her mü’min yaradılış gâyesine münâsib olarak hareket etmelidir.

Bu sebeple, üzerine düşen dini vazîfeleri, her türlü ibâdât-ü tâatı elinden geldiği, gücünün yettiği nisbette ve hassasiyetle yerine getirmeye çalışmalıdır. Bütün bunları yaparken de dikkat etmesi gereken en mühim hususlardan biri;her türlü söz, amel ve fiillerinde riyâ dan(yani gösterişten)son derece kaçınmak ve mümkün olduğu nisbette ihlâs ve samimiyet ile yapmaya gayret göstermektir. Öyle ise ihlâs nedir?

İhlâs; yaptığımız her türlü ibâdeti ve hizmeti sadece Allah(cc)’ın rızâsını kazanmak gâyesiyle yapmak, herhangi bir dünyevî menfaat beklememek ve başkalarının gözüne gözükmek için yapmamaktır. Bunun aksi ise riyâdır. Yani yaradanının rızâsını talep için yapması icâb eden ibâdeti, itaatı, hizmeti, başka bir menfaat için yapmaya riyâ denir, samimiyetsizlik denir.

Riyâ ise gizli şirktir. Şirk ise insanı küfre götürür.

Hadîs-i Şerifte  beyan edildiğine göre; Fahr-i Kâinât (sas)Efendimiz ;

Ey insanlar, gizli şirkten sakının” buyurdular. Ashâb: “Gizli şirk nedir Ya Resulallah?” dediler. Resûlüllah Efendimiz: “Bir adam kalkar da namaz kılar, namazını insanların gözüne girmek için güzel kılarsa, bu gizli şirktir.” buyurdular.

( Diğer bir hadîs-i şerîfde Resûlüllah (sav): “Kim âhiret işine karşılık dünyâ isterse yüzü değişir, (adı) anılmaz ve ismi ateş içinde tesbit olunur.” buyurmaktadırlar.)

Nitekim bir Hadîs-i Kudsîde Cenâb-ı Hakk:

“Ben , ortaklıktan en müstağnî olanıyım. Kim benim için bir iş yapar da başkasını ona ortak kılarsa ben ondan uzağım.

O iş (benim için değil) ortak içindir.” buyurmaktadır.

Bir diğer Hadîs-i Kudsîde de:

“İhlâs benim sırlarımdan bir sırdır. Onu ancak sevdiğim kulların kalbine koyarım.” buyurmaktadır.

Öyle ise; şuur ve idrak sâhibi her mü’mine düşen vazîfe, ihlâslı bir kul olmaya çalışmak, riyâdan azamî derecede kaçınmaktır.

Ancak ihlâs sahibi olmak o kadar kolay bir iş değildir.

Hadisi kutsi’de müjdelendiği üzere, Cenabı Hakkın kalbimize ihlası lütfetmesi  için ibadet, gayret, dua ile beraber; devamlı nefis ile mücâdele etmek, onu dizginlemeye çalışmak îcâb eder.

(Evliyâullahdan bir zât (Cüneydi Bağdadi hz.)şöyle buyuruyor:

“Dünyada en aziz şey ihlâstır. Çünkü kalbimden riyâyı atmak için ne kadar uğraştımsa o başka bir renkte gene yeşerdi.”)

(Büyüklerden Sehl b. Abdullâh’a: “Nefse en zor gelen şey nedir?” diye sormuşlar. Cevâben: “İhlâstır; çünkü ihlâsta nefis için bir nasîb yoktur.” demiştir. Ama riyâda ise nefs ve şeytânın emellerine hizmet vardır.

İnsan dünya menfaatini ibâdetine gâye edinirse, hem dünyada hem de âhirette hüsrâna uğrar. Dünyâ ve âhiretin her türlü izzet ve kemâli Allâh(cc)’a mahsustur. Hakîki mülk sahibi odur. Öyle ise ibâdet yalnız onun rızâsı için yapılır.)

Bir hadisi şerifte şöyle buyruluyor: “Kim halis ve muhlis olarak La ilahe illallah derse cennete girer.” bu hadis-i şerifin izahını bir büyük İslam âlimi şöyle yapmışlardır:

“Hâlis; i’tikatta ehl-i sünnet üzere olup şirk ve nifak gibi kalbi afetlerden pâk olmak demektir. Muhlis ise; amelde ihlâs üzere olup hulûs-i kalb ile kulluk yapmaya derler”

İhlâsı da şu şekilde tarif etmişlerdir:

“İhlâs;  bir mazarrattan (yani zarardan) korkmadan ve bir menfaat beklemeden yalnız Allah rızası için çalışıp (…Allah yolunda hizmet etme…) sırrına mazhar olmaktır ki, işte bu kimse hem sekerât-ı mevt geçidini, (yani en zorlu ölüm geçidini) hem mîzân ve hem de sırâtı kolayca geçerek cennet ve cemâl-i ilâhî ile müşerref olacak  hakiki bir kuldur.”

Bir hadis-i şerifte:

“Kim kırk gün Allah(cc) için ihlâs (ile kulluk) yaparsa, kalbindeki hikmet çeşmeleri dilinin üzerinde belirip akmaya başlar.”


GÖNÜLLERE sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın