Anne ve Babaların İmtihanı

Şûrâ suresinde mealen şöyle buyrulur:

Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir. Yahut kzlar veya erkekler olarak ikiz çocuklar yaratır. Dilediğini de kısır kılar. O, her şeyi bilendir, her şeye kadirdir.” (Şura, 49, 50)

Bir Hadis-i Şerif’te ise, Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Evlatlarınız, Allah-ü Teâlâ’nın size hediyesidir.”[1], buyurmuşlardır.

Allah-ü Teala‘nın insanoğluna bahşetmiş olduğu sayısız nimetler içerisinde çocuk nimeti, en üstün nimettir. Zira evlat, dünya ve ahiret saadetinin sebebi olma potansiyelini taşıyan, büyük bir hediyedir. Bununla beraber “her nimetin, kendi büyüklüğünce, külfeti de olur” kaidesine göre, çocuk dünyaya gelişinden bil-itibar anne babasına sorumluluklar yüklemektedir. Bu husus şu iki Ayet-i Kerime mealinde bizlere şu şekilde beyan edilmektedir:

“Mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır.” (Teğabün, 15)

“Ey îman edenler, gerek kendinizi gerek ailenizi, yakıtı insanlar ve taş olan (cehennem) ateşinden koruyun.” (Tahrim, 6)

Dini, ahlaki bakımdan büyük tehlikelerin mevcut olduğu günümüzde, Müslüman bir anne baba, evladını nasıl ateşten koruyacak, o emaneti nasıl kaybetmeden taşıyabilecektir?

Üzerinde çok durulması gereken bu önemli sorulara, meselenin en önemli taraflarıyla cevap verelim:

1- Müslüman anne babanın en baştaki görevi, evinde İslami bir hayat yaşayarak çocuklarına örnek olabilmektir. Zira çocuk için ilk muallim anne ve babasıdır.

2- Bazen örnek olunduğu halde yine de istenilen neticenin alınamadığını görmekteyiz. Bu da bize çok dua etmemiz gerektiğini isbat eder. Anne babanın, özellikle babanın, evladına yapacağı dua, peygamberlerin ümmetlerine yaptığı dua gibi, hızlı kabul edilir ve tesir eder. Çoçuklarımızın ahireti için dua etmeyi ihmal etmeyelim.

3- Vakti zamanı geldiğinde, ehlini bularak, evladına dini ilimlerin öğretilmesini ve aynı zamanda onları yaşayabilmesini temin etmektir. Sadece bilgi yüklenmesi, beklenen neticeyi çoğu zaman vermeyebilir. Önemli konu çocuğun öğrendikten sonra, öğrendiklerini yaşayabileceği ortamın ona hazırlanmasıdır. Bu şart yerine getirilmezse, maalesef bozuk çevrenin, çocuğu evinden aldığı terbiyeden uzaklaştırması çok kolaydır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadîs-i Şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Cenab-ı Hak, hakkında hayır dilediği kimseyi dinde fakih-alim kılar.”[2] Başka bir Hadîs-i Şerîfte ise şöyle buyuruluyor: “Dünya ve onun içindeki şeyler değersizdir. Sadece Allah’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten alim ve öğrenen talebe bundan müstesnadır.”[3]

Görülüyor ki, bu dünyada en büyük şeref, İslamî ilimleri öğrenmek ve öğretmektir. Başka hiçbir ilim, bilim ve meslek, ne ondan daha büyük ne de ona müsavîdir.

İslami ilimler, uçsuz bucaksız bir okyanus gibi derin ve geniş olup, başlangıcı Kur’an-ı Kerim, ilmihal, Siyer-i Nebi gibi derslerle yapılmaktadır. Elbette ki bu dersler sadece temel seviyedir. Bunun ilerletilmesi ve amele çevrilmesi ise çocuklara yaşatılmasıyla mümkündür. 

Yaz tatilleri İslami ilimlerin temellerinin atılması için güzel fırsatlardır. Bütün evlatlarımızı camilere,  Kur’an Kurslarına göndermek, anne babalar olarak sorumluluğumuzu hafifletecek ve evladımızı ateşten korumada bize yardım edecektir.

[1] Tirmizi, Nevadiru’l-Usul fi Ma’rifeti Ehadisi’r-Rasül, c.1, s.586

[2] Sahîh-i Buhârî, İlim 10

[3] Sünen-i Tirmizî, Zühd 14

ÇOCUĞUNA KUR’AN-I KERİM ÖĞRETMENİN SEVABI tıklayınız….


GÖNÜLLERE sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın