Etiket arşivi: Abid

:) RAMAZANI ŞERİF FIKRASI : BU SICAKTA KOLAY İŞ DEĞİL

Son devir meddahlarından Borazan Tevfik bir yaz Ramazanı’nda Erenköyü’nden trene biner. Borazan Tevfik, sıcak bir havada orucu  başına vurmuş ve şişman olduğu içinde sıcaktan bunalmış bir halde kompartımanın birine yerleşir. Meğer karşısında, eskiden beri tanıdığı biri Saim(Bu ismin lügat manası “oruç tutan”dır.) diğeri Abid(Bu da lügatte “ibadet eden” manasınadır) Bu kardeşlerden biri Borazan Tevfik’e hitaben:

“Tevfik Bey” der, “Galiba oruç seni fena sarsıyor.” Borazan Tevfik, hiç düşünmeden şu cevabı verir:

“Ne yapayım? Siz iki kardeş vazifeyi(biriniz orucu, biriniz ibadeti) taksim etmişsiniz. Bana gelince hem saim(oruçlu), hem de abid(ibadet eden) olmak mecburiyetindeyim. Eh, bu sıcakta da kolay iş değil”

Osmanlı Fıkraları Sayfa 87 Çamlıca Basım Yayım

Şeytanın Hilesi

Âbidin biri, zaviyesinde uzun bir zaman Allâhü Teâlâ hazret­lerine ibâdet etti. Meliklerinin bir kız çocuğu doğdu. Kral, kızına erkeklerin dokunmasından ve temas etmesinden korktuğu için, kızını (saray ve şehirden) çıkarıp, o Âbidin tekkesine götürüp ora­ya yerleştirdi. Kızıma yerini kimse bilmesin ve kimse gelip onu istemesin diye. Zamanla kız büyüdü.

Şeytan bir şeyh suretinde zahidin yanına geldi. Hile ve tuzaklarla Âbidi aldattı. Âbid, o kızla temas kurdu ve kızı hamile bıraktı. Kızın hamileliği ortaya çıkınca; şeytan ona geldi. Ve kendi­sine;

“Sen bizim en zâhidimizsinî Eğer bu kız doğurursa, senin onunla zina ettiğin ortaya çıkar. Ve böylece sen rezil ve rüsvây olursun. İyisi mi sen onu doğumdan önce öldür!. Sonra da gider de kızın babasına kızının öldüğünü bildirirsin. Kızın babası seni tasdik eder. (Sonra da tevbe edersin). Böylece sen hem azab’tan ve hem de ayıplanmaktan kurtulmuş olursun!” dedi.

Zâhid, o kızı öldürdü.

Şeytan, âlimler kılığına girerek, kızın babasına geldi. Ona du­rumu haber verdi. Zahidin kızını hamile bıraktığını ve sonra da öldürdüğünü anlattı. Ve ona;

“Eğer sen, benim sana haber verdiğim işin hakikatini öğ­renmek istiyorsan; kızının mezarını kaz ve karnını aç, kızının ha­mile olduğunu görürsün! Eğer kızının karnında çocuk çıkarsa, bu benim sözümün doğruluğuna tasdiktir; yok eder kızının mezarın­da bir şey çıkmazsa, o anda beni öldürürsün!” dedi.

Kral öyle yaptı. Şeytanın dediği gibi çıktı.

Kral, zahidi tuttu.

Onu devenin arkasına bağladı. Bütün şehri dolaştırdı. Ve orada idam etti.

Zâhid idam halinde iken şeytan ona geldi.

Şeytan Âbide;

“Sen benim emrimle kıza zina ettin! Benim emrimle kızı öl­dürdün! Bana iman et; seni melikin azabından ve idam edilmek­ten kurtarayım!” dedi.

Ona şekavet ulaştı. Şeytana iman etti. Şeytan ondan kaçtı. Gidip uzakta durdu. Âbid;

“Sana iman ettim; haydi beni kurtar!” dedi.

Şeytan;

“Ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım!” dedi.

Akıllı kişiye gereken şey, şeytanın hile ve tuzaklarından sa­kınmaktır!

Oduncu ve Şeytan…

Gece İbadeti

            Abid(çok ibadet eden) bir genç anlatır:

            Bir gece virdim(her zaman okuduğum zikirlerimi okurken) uyudum. Rüyamda gördüm. Sanki mihrabım, gerçekten ikiye bölünmüştü. Ve sanki ben, bir takım cariyeler(genç kızlarla) beraber idim. O cariyeler, benim mihrabımdan çıktılar. Onlardan daha güzel yüzlü görmedim. O kızlardan sadece bir tanesi güzel değildi; yani çirkin idi. Ve hayatımda ondan daha çirkin bir şey görmemiştim. Ve ben:

            -“Siz kim içinsiniz? Bu nedir? Bu neden böyle çirkindir?” dedim. Onlar:

           -“Biz senin geçen gecelerinin mükafatıyız. Bu çirkin ise senin kendisini uykuyla geçirdiğin bu gecendir! Bu gece senin nasibin bu oldu” dediler.

Kaynak : Ruhu’l-Beyan Tercümesi Cilt 15 Sayfa 477