Etiket arşivi: ehl-i beyte hürmet etmek

Ehli Beyti sevmek

Mübarek muharrem ayı içerisindeyiz. Her sene Muharremi şerif ayı gelince Kerbela da Hz. Hüseyin efendimiz başta olmak üzere Resulullah(sav) efendimizin ehli beytinden bir kısmının dokunaklı bir şekilde şehit edilmeleri gündeme taşınır, acılarımız tazelenir.

Ehl-i Beyt, kelime olarak ev halkı, hane halkı, kişinin ailesi, çocukları, gerektiğinde torunları manasınadır.

İslami bir terim olarak Ehli Beyt; Resulullah (sav.)in bütün aile fertleri; mübarek hanımları, çocukları. Bilhassa Onun mübarek, pak neslinin kendisi ile devam ettiği Kızı Hz. Fatıma ile Hz. Ali ve bunların evlatları olan; Resulullahın reyhanlarım buyurduğu sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (R.A.) efendilerimiz, onların çocukları ve kıyamete kadar gelecek torunlarının hepsi. Hatta Peygamberimizin temiz soyunun bağlı olduğu Hâşimoğullarına da Ehl-i Beyt denir. Sahabeden Selman-ı Farisî (R.A.) de hususi olarak Ehl-i Beytten sayılmıştır.

Ehli Beyti sevmek imandandır. Resulullah(sav) efendimizi sevmek onun ehli beytini de sevmeyi gerektirir. Onlar Resulullah’ın ümmetine emanetidirler. Onlara kıymet vermek, saygı göstermek her Müslüman’ın vazifesidir.

İslam tarihine baktığımız zaman görürüz ki; Onların hayatı tıpkı Resulullah (sav) gibidir. Dini emir ve yasaklara karşı son derece hassas, Allah yolunda hizmette en önde, cömertlikte ve tevazuda eşsizdirler ve dünyadan yüz çevirmişlerdir.

Ehl-i beyt, fakir de olsalar zekât alamaz, ganimet maldan hisse alamazlardı. Ahzab suresinde müminlerin anneleri olan Peygamber efendimiz(sav)in mübarek hanımlarına şöyle hitap edilmektedir:

“Hem evlerinizde ağır başlılıkla oturun da önceki cahiliye devri kadınlarının yaptığı gibi süslenip, açılıp, saçılıp (dışarılara)çıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah ve Resulü’ne itaat edin. Ey ehli beyt! Hz. Allah (bu emir ve yasakları ile, size zorluk vermek değil; nefsin ve şeytanın size bulaştırmak istediği) kiri sizden gidermek ve sizleri tertemiz kılmak istiyor. Evlerinizde (otururken de) okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın, (tefekkür edin). Şüphe yok ki Hz.Allah çok lütuf sahibidir ve her şeyden haberdardır.” (Ahzab s.33-34)

Yine aynı ayetlerde, “Ey peygamber hanımları sizler kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz.”(Ahzab s.32) buyrularak Ehli beyt olmanın daha kutsi ve o kadar da ağır mesuliyetleri olduğu hatırlatılmıştır. Bu ağır mesuliyetlerin neticesi de Allahın rızası ve Cennette Resulullah’la beraber olmaktır.

Cennet ehlinin efendileri onlardır. Onun için severek isteyerek bu zorlukları kabullenmişlerdir.

Cenabı Hak, onlara öyle büyük manevi saltanat ve müminlerin kalbinde öyle bir sevgi ihsan etmiştir ki; asırlardır, yaptığımız bir hayra, okuduğumuz bir Kuran hatmine, bir Yasine bile onları ortak etmekte, Evvela Resulullahın sonra ehli beytinin , sonra ashabının ruhuna hediye etmekteyiz Resulullah (sas)’e salevat getirirken hemen akabinde “ve ala alihi” diyerek onun ehli beytini de zikretmekteyiz.

Her namazın sonunda salli barik duasını okurken, Muhammed (as) ve onun ehli beyti üzerine selam gönderiyor ve dua ediyoruz.

Onların bu dualara ihtiyacı yoktur; ama biz onların mübarek isimleri ile dua ve hayırlarımızın kabulünü ümit ederiz.)

Yine bu sevginin bir tezahürü olarak asırlardır, Resulullah (sas) in mübarek soyundan gelenler, Seyyit ve Şerif olarak haklı bir hürmet görmüşlerdir.

Camilerimizde Cenab-ı Hakkın İsmi Celalinin(Allah isminin ) yanına Muhammet ismi, onun yanına onun dört Reşit Halifesinin isimleri yazılmış, onların devamında da Resulullah’ın Mübarek torunları Hz.Hasan ve Hüseyin efendilerimizin ismi yazılmış; camilerimiz bu güzel isimlerle süslenmiştir. Bütün bunlar Ehli beyte ve o ehli beytin sahibi olan Resulullaha olan iman ve muhabbetin güzel tezahürleridir.

Peygamber Efendimiz(sav)  hadisi şeriflerinde; ”Çocuklarınızı üç haslet üzere terbiye ediniz: Peygamberinizin sevgisi, onun Ehl-i Beytinin sevgisi ve Kur’ân okumak.” buyurur.

Bu hadis-i şerifte ; Resulullah sevgisi, Ehli Beytinin sevgisi ve Kur’anı Kerim beraberce zikredilmiştir. O halde onları sevmek demek; Onları Resulullah’ tan ve Kur’anı Kerimin hükümlerinden -haşa- ayrı tutmak değildir.

İslam’ın kabul etmediği şekillerde onları anmak; hiç değildir.

Bu haller onlara yapılan en büyük haksızlıktır,(saygısızlıktır) ve onların mübarek ruhaniyetlerini rencide etmektir.

Onları seviyorsak, Cennette onlara komşu olmak istiyorsak; Onlar gibi inanmalı, Kur’ana, sünnete sımsıkı sarılmalıyız.

Ehli Beyt Kur’an demektir, Namaz demektir, Edep, hayâ tesettür demektir. Haramlardan sakınmak, Kul hakkı yememektir, İnsanlara merhamet etmektir. 

”Ey Ümmeti Ashabım, Ben sizin aranızda iki değerli emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız takdirde benden sonra (doğru yoldan) asla sapmazsınız. Onların biri diğerinden daha büyüktür: (O da) Gökyüzünden yeryüzüne uzanmış ip (gibi) olan Allah’ın kitabı (Kuranı Kerim’dir) diğeri ise (benim)İtretim, Ehli beytimdir. Bilin ki; onlar (Cennette Kevser) havuzunun başında bana gelinceye kadar (Kur’an-ı Kerim ve Ehl-i beytim) asla birbirlerinden ayrılmayacaklardır.” (Müsned Ahmed b.Hanbel, c.3, s:59)

 

 

Efendimiz S.A.V. Hazretleri, Torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin İçin Neden Dua Etmedi?

 Şeyh Üftâde (k.s.) hazretleri buyurdular:

Hazret-i Hasan (r.a.) zehir ile şehid edildi. Hazret-i Hüseyin (r.a.)’da kesilerek şehid edildi.

Bunun sebebi ikisinin (hazret-i Hasan ve Hüseyin r.a.)ın kemâle ermeleri için şehâdet tayin edilmesidir. Halbuki Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Allâhü Teâlâ’dan ikisine şefaat etmeye kadir idi. Eğer Efendimiz s.a.v. hazretleri isteydi, ikisinin bu şekilde öldürülmemeleri için. Allâhü Teâlâ hazretleri katında şefaati olur­du). Lakin Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, ikisinin kurtuluşunu ve onlar için tercih olanın ve mertebelerinin kemâle ermesinin bu şehâdetlerinde olduğunu gördü.

Hatta, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, temiz hanımlarından bi­rine iki şişe verdi. Ve buyurdular:

“Bunlardan biri sarardığı zaman, Hasan zehirle şehîd edi­lecektir.

Diğerinde olanlar tam kızardığı (kıpkırmızı) olduğu zaman ise Hüseyin kesilerek şehid edilecektir!”

Gerçekten de böyle oldu.

***

Hikaye (Ehl-i Beyte Saygı)

 Denildi:

Zeyd bin Sabit r.a hazretleri, bineğine bindi. İbni Abbâs (r.a.) hazretleri onun bineğinin yularından tutmak için kendisine yaklaştı. Zeyd bin Sabit (r.a.) hazretleri:

“Hayır! (Öyle yapma) Ey Resûlallah (s.a.v.) hazretlerinin amcasının oğlu!” dedi. Îbni Abbâs (r.a.) hazretleri;

“Biz büyük ve yaşlılarımıza bu şekilde hürmet etmekle emir olunduk!” dedi. Zeyd bin Sabit (r.a.) hazretleri, İbni Abbâs (r.a.) hazretlerine;

“Bana elini göster!” dedi. İbni Abbâs (r.a.) hazretleri, elini uzatınca; Zeyd bin Sabit (r.a.) hazretleri de onun elinden öptü ve;

“Biz de, Resûlüilah (s.a.v.) hazretlerinin ehli beytine karşı bu şekilde hürmet etmekle emir olunduk!” dedi.

Ruhu’l Beyan Tefsiri