Etiket arşivi: gece namazı

Seher Vakti Beni Unutma!

Kış mevsimiydi. Henüz kar düşmemişti toprağa fakat köyün etrafını çevreleyen koca dağların tepelerini, karın habercisi olan sis kuşatmıştı. Bu mevsimde, Ali’nin en sevdiği yemek, annesinin fırınlı sobada pişirdiği tereyağlı çöreklerdi. O akşam annesi çörek pişirmiş; yanına da dağ çayı demlemişti.

Sofrada Ali’den başka küçük kardeşi, annesi, babası ve dedesi vardı. Karınlarını doyurduktan sonra çok beklemeden istirahate çekildiler.

Hava yağmurluydu, yağmurun rahatlatıcı sesine kendini bırakan Ali, hemen uyuyakalmıştı. Gece yarısı, su içmek için odasından çıktığı esnada salonun kapısının açık olduğunu fark etti. Dedesi, ellerini açmış dua ediyordu. Bir süre izledikten sonra yatağına döndü. Oysa her sabah, namazı cemaatle kılarlardı. Babası imam, Ali de müezzin olurdu.

Sabah uyandığında, pencereden usulca süzülen güneş, neredeyse odanın ortasına gelmişti. Gözlerini ovuşturdu, dışarı baktı. Koşup dedesine soracaktı ki; duvardaki saat, dedesinin çoktan babası ile tarlaya, mısırları sulamaya gittikleri vakti işaret ediyordu.

Kahvaltı, evin avlusunda oyunlar, öğle yemeği, kitap okuma… Derken gün indi.

Babasını ve dedesini gören Ali, kapıya koştu.

Yemeğe besmele ile başlayıp dua ile bitirildi. Yemeği, namaz, çay, meyve ve yatsı namazı takip etti. Divanda uzanarak oturan dedesi uyukluyordu Ali’nin.

Ali karar vermişti. Gece erkenden kalkacak ve dün gece kendisini neden namaza kaldırmadığını soracaktı. Saat çalar çalmaz uyanıp alarmı kapattı. Koştu salona. Dedesi yine seccadenin üzerindeydi ama bu sefer tespih çekiyordu. Ali bir süre bekledi ve gidip yanına oturdu. Dedesi şaşırmıştı.

– Neden kalktın oğlum?

– Sen beni dün gece namaza neden kaldırmadın dede?

Dedesi:

-Kaldırdım evladım. Sen uyanamadın. Bu kıldığım, Teheccüd namazı.

“Teheccüd” ne demek dede, diye meraklı gözlerle sordu Ali.

– Gece namazı torunum. Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi vesellem) bizlere tavsiye etmiş.

Ali, hemen kalktı yerinden, koştu, abdestini aldı geldi. Güzel namazı, bir güzel kıldı. Ellerini açıp dua etti.

O esnada dedesinin gözlerinde biriken bir damla yaş, sakalını ıslattı:

– Bu vakte, seher vakti denir oğlum. Bu vakitte uyanık olanın günü bereketli geçer; uyku ile geçirenler ise çok şey kaybetmiş demektir.

Pencereyi açmış, mahlûkatı ibret nazarı ile seyre dalmışlardı. Sabah namazı vakti girmişti artık. Uyanan babasıyla beraber kıldılar namazlarını.

Çalan telefonla kendine geldi Ali, köyün yol ayrımına gelmişti bile. Dedesinin fenalaştığını duyunca hemen yola koyulmuştu. Arayan annesiydi:

-Köy yoluna döndüm anne. Geliyorum?

Ali, arabasından hızla inip kapıyı çaldı. İçerisi ana-baba günü gibiydi. Akrabalar, eş-dost, komşular… Bir yanda Kur’ân-ı Kerîm okunuyordu. Ali, usulca dedesinin yanına yaklaştı ve diz çöktü. Dedesi, güçsüzleşen dudaklarında hep aynı cümleyi tekrar ediyordu.

– Seher vakti beni unutma evladım!

Kaynak : İnsan Hayat

Gece İbadeti ve Seher Vakitlerini Değerlendirmek

 

SEHER VAKİTLERİNİ DEĞERLENDİRMEK

       dua. Gece ibadeti deyince, farz namazlara ve ibadetlere ilave olarak gecenin seher vaktinde uykudan kalkıp, Allah rızası için namaz kılmak, dua etmek, günahlarından istiğfar etmek, zikirle tesbihle meşgul olmak gibi güzelliklerin hepsini içine alır. Bunlar ebedi hayatımızı kazanmamızda çok mühim olduğu gibi dünyevi  işlerimizde bile gece yapılan dua ve ilticalar çok tesirlidir.

        Kur’an-ı Kerimin pek çok ayetinde seher vaktinde istiğfar edenlerden övgü ile bahsedilir.  Al-i İmran suresi 16. ve 17.ayeti kerimelerde şöyle buyrulur:                              

 “Onlar (Allahın rızasına ve Cennetine kavuşan takva sahipleri) şöyle söylerler: “Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman ettik, artık günahlarımızı mağfiret et ve bizi cehennem azabından koru!

Onlar sabırlı kimselerdir, doğruluktan şaşmazlar-sadıktırlar, huzurunda boyun büküp yalvarırlar, Allah yolunda mallarından infak ederler ve seher vakitlerinde(namaz kılıp)istiğfar ederler.”

Bu Ayet-i Kerime’lerde ebedi kurtuluşa kavuşan İman ve Takva sahiplerinin bazı güzel vasıfları beyan ediliyor. Bunlar;

 İbadette, haramlar karşısında ve sıkıntılarda sabırlı olmak, dürüstlük ve sadakat, Cenab-ı Hakk’ın divanına durup yalvarmak, Allah yolunda infakta bulunmak, yani cömertlik…Ve bütün bu hasletlerin yanında onları tamamlayan bir güzellik olarak da seher vakitlerinde ibadet ve istiğfara devam etmek.

Demek ki Seher vakitlerini değerlendirmek, müminin Allah katındaki derecesini artıran manevi güzellikler içerisinde mühim bir yer işgal etmektedir.

Bundan mahrum kalmak İmanın, İslam’ın kemalatından ve bu vakitteki pek çok ilahi ikramlardan da mahrum kalmaktır.  Zariyat suresinde ise şöyle buyrulur:

“Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce (yani dünyada iken) iyilik yapıyorlardı. Onlar geceleyin pek az uyurlardı.Ve seher vakitlerinde istiğfara devam ederlerdi.Ve Mallarından isteyenlerin ve yoksulların hakkını ayırırlardı.”(Zâriyât,15-19) Dikkat edilirse her iki ayet-i celile’de Cennet ehli olmak ile gece ibadet ve istiğfar etmek  ve bir de ikram ve infak; yani cömertlik hep birbirine yakın ve Cennetin en kolay yollarından biri olarak gösterilmiştir. Birbirinden ayrılmamıştır.

Demek ki gece ibadeti, güzel ahlaklar içerisinde en sevimlisi olan cömertlik duygusunu da geliştirmekte ve cennet yollarını açmaktadır.

Nitekim bir hadisi şerifte de şöyle buyrulur:

“Selamı yayın, insanlara ikram edip yemek yedirin, gece insanlar uykuda iken kalkıp namaz kılın ki Selametle Allahın Cennetine girin.”

Seher vaktindeki muazzam tecelliyatı Sevgili Peygamberimiz (sas)şöyle anlatmaktadır:

 Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına tecelli eder ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana  duâ ederse, ona cevap veririm.Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder.” (Tirmizî, Namaz, 326)

Efendimiz (sas) gece ibadetlerine o kadar ağırlık verirdi ki namaz kılmaktan adeta ayakları şişer, ümmetine dua ve ilticalarda bulunur, bizleri de teşvik ederlerdi.,

Hadis-i Şerifte ;”Farz namazlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.”(Müslim) buyrulmaktadır.

Peygamberler başta olmak üzere bütün Allah dostları gece ibadetlerine ağırlık vermiş, O saatte Cenab-ı Hakla baş başa kalmanın, gözyaşı dökmenin manevi hazzını doya doya yaşamışlardır.

Sadece manevi hususlar değil, maddi meselelerini, dünyevi sıkıntılarını ve hacetlerini bile gece ibadeti, dua ve iltica ile Cenabı hakka arz etmişlerdir.

Nitekim, Silsile-i Saadattan bir zat bu hususta talebelerini teşvik ederek; “Evlatlarım hacet namazı deyip geçmeyin,biz bir çok hacetimizi hacet namazları ile hallettik.”buyurmuşlardır…Gece ibadeti ile alakalı olarak da;

“İcabet (yani duaların reddedilmediği) saat üçtür: Ramazan-ı şerifte iftar vakti, her hafta Cuma gününde bir saat ve her gecenin seher vaktinde bir an. Ramazanı şerif senede bir defa gelir, onun için bir sene beklersin.

 Cuma günü haftada birdir. Onun için de bir hafta beklersin.

 Ama seher vakti her gecede vardır. Bundan mahrum kalmamalı.buyurmuşlardır.

İmsak’ten önce elimizi çabuk tutup teheccüt namazı, istiğfar, dua gibi vazifelerle daha çok meşgul olup, ayeti kerimelerdeki muazzam müjdelere kavuşabiliriz.Bu fırsatı heba etmeyelim. Seher vakti Mevla’mızın huzurunda boyun büken, gözyaşı döken; sayısız in’am ve ihsanlara gark olan nasipli kullardan olmak için gayret edelim, dua edelim.