
Tâbiîn’den Ubeyd bin Umeyr (rah.) şöyle anlattı:
Bir adamın üç arkadaşı vardı. Bir gün bu adamın başına bir musibet geldi. En yakın arkadaşına gidip “Ey falan! Başıma şöyle bir musibet geldi. Bana yardım etmeni istiyorum.” dedi. Ancak arkadaşı, “Sana yardımcı olamayacağım!” karşılığını verdi.
Bunun üzerine adam, diğer samimi arkadaşına gitti ve “Ey falan! Başıma şöyle bir musibet geldi. Bana yardım etmeni istiyorum.” dedi. O da “Gitmek istediğin yere kadar seninle beraber gider, fakat oraya vardığımızda seni orada bırakıp geri dönerim!” dedi.
Bunun üzerine adam, üçüncü samimi arkadaşına gitti. Ona, “Ey falan! Başıma şöyle bir musibet geldi. Bana yardım etmeni istiyorum.” deyince, arkadaşı, “Seninle gittiğin yere giderim ve orada seninle beraber kalır, sana yardımcı olurum.” cevabını verdi.
Ubeyd (rah.) Hazretleri sonra şöyle devam etti:
“İlk arkadaşı, sahip olduğu malıdır; öldüğü zaman malını ailesine bırakmış ve yanına o maldan hiçbir şey almamıştır.
İkinci arkadaşı ise ailesi ve akrabalarıdır. Onlar da kabrine kadar giderler, sonra onu, orada bırakıp geri dönerler.
Üçüncü arkadaşı ise işlemiş olduğu sâlih amelidir. Ameli, onun gittiği her yere gider, kabre girdiğinde onunla birlikte kabre girer, ona kabir sıkıntılarına karşı yardımcı olur.”
Kaynak : 01/12/2024 Fazilet Takvimi
