İnsanoğlunu yoktan var eden, ona akıl, ruh ve beden bahşeden Yüce Rabbimiz bu beden ve ruhu bizlere bir emanet olarak vermiştir. Bu sebeple mümin, Allah’ın verdiği bu emanete sahip çıkmakla sorumludur. İslam dini yalnızca ibadetleri değil, insanın dünya ve ahiret saadetini ilgilendiren her sahayı düzenlediği gibi, sağlığı muhafaza etme hususuna da çok ehemmiyet vermiştir.
Ebul-Fârûk Silistrevî Hazretleri şöyle buyurmuştur:
“Bedeni korumak, onun sağlığını temin etmek, farzların en önde gelenlerindendir. Cenab-ı Hak: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”[1] buyuruyor. Bu emirde beden ve sıhhat tehlikesinden korunmak, onun kapılarını kapatmak birinci dereceyi ihraz eder.”[2]
Dinimizde haram olan şeylerin tamamında maddi ve manevi sağlığa zarar vardır; helal olanlarda ise fayda vardır. Onun içindir ki Âraf Suresinde şöyle buyurulur:
“Peygamber onlara temiz olan şeyleri helal, pis şeyleri de haram kılar.”[3]
Sağlığı korumanın ehemmiyeti bir Hadis-i Şerif’te şöyle anlatılır:
“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu hususta aldanmıştır. Bunlar, sağlık ve boş vakittir.”[4]
Sağlığın ilk şartı temizliktir. İslami kaynaklara baktığımız zaman temizlik, fıkıh kitaplarının ilk mevzuunu teşkil eder. Abdestsiz kimseye her namaz vaktinde abdest almak suretiyle günde beş kere vücudun dışa temas eden kısımlarını yıkaması emredilmiştir. Yemeklerin başında ve sonunda olduğu gibi, tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra da elleri yıkamak İslam’ın sünnetlerindendir.
Her abdestte misvakla dişleri temizlemek, tırnaklarını uzatmayıp kesmek, saçı sakalı temizleyip düzeltmek, elbiseyi, evleri, caddeleri, şehirleri, nehirleri ve su kaynaklarını temiz tutmak Ayet ve Hadislerle teşvik edilmiş, fıkıh kitaplarında yerini almıştır.
Müslüman, dışarıda kullandığı ayakkabı ile evine girmediği için sokaktaki mikropları evine taşımaz. Dolayısıyla evini her türlü mikroptan temiz tutmuş olur. Aynı zamanda hem beden temizliğine hem de çevre temizliğine dikkat etmek İslam’ın şiarındandır.
Birtakım hastalıklar alınan gıdalar yoluyla insana geçer. Bu hastalıkların daha gelmeden önlenmesi için bozulmuş gıdalar, ölmüş hayvanların etleri, akan kan, hınzır eti, uyuşturucu maddeler ve alkol haram kılınmış, sağlığa faydalı yiyecekler ise “Yiyin için, fakat israf etmeyiniz!”[5] ayeti ile teşvik edilmiştir. Buna rağmen acıkmadan yemek, doymadan kalkmak sünnet, tıka basa yemek ise mekruhtur.
Cinsi temas yoluyla bulaşan hastalıkların önünü kesmek için zina ve livâta gibi gayr-i meşru fiiller yasaklanırken hanımların özel günlerinde onlara cinsi yakınlıkta bulunulmaması emredilmiştir. Hanımlar için özel hallerinin bitiminde, eşler için de cinsi yakınlıktan sonra guslederek temizlenmeleri farz kılınmıştır.
İnsanların ruh sağlığı da en az beden sağlığı kadar önemlidir. Ruh sağlığı bozulan toplumlarda cinnet, cinayet, intihar, yağma, gasp gibi nice hastalıklar yaygın hale gelmekte, bunları önlemekte kanuni tedbirler yetersiz kalmaktadır.
Sağlam bir Allah inancı, kadere ve ahiret gününe iman kişiye manevi destek verir. Zira bu kimseler; Allah’tan ümit kesmezler, nimetlere kavuştukları zaman şükrederler, bela ve musibetler karşısından sevap ümit ederek sabrederler.
Tüm bunlara rağmen insan hasta da olabilir. O zaman tedaviye baş vurmak da dinimizin emridir.
Peygamber Efendimiz (s.a.):
“Ey Allah’ın kulları, tedavi olunuz! Şüphesiz Allah, devası olmayan hiçbir hastalık halketmemiştir. İhtiyarlık müstesna!”[6] buyurmuşlardır.
[1] Bakara, 195
[2] Mektuplar Risalesi, 124
[3] Araf, 157
[4] Buhari, Rikak 1
[5] Araf, 31
[6] İbn-i Mace, Tıb 1

Allah-ü Teâlâ’nın üzerimizde bulunan sayısız nimetlerinden birisi de SAĞLIK NİMETİ’dir. Bu nimetin değerini iyi kavrayıp şükrünü eda etmemiz icap eder.