Etiket arşivi: Kurtuluşa ermek için

Kurtuluşa ermek için

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimi açtığımız zaman; Kur’anın anahtarı olan Fatiha suresinden hemen sonra, Bakara suresinin daha ilk ayetlerinde Kurtuluşa eren kimselerin hali şöyle anlatılır:

 “Onlar gayb’e iman ederler, namazlarını dosdoğru kılarlar ve kendilerine   verdiğimiz rızıktan da infak ederler,(zekat ve sadaka verirler)…”

Bu ayeti kerimeden itibaren Kur’an-ı Kerimde seksenin üzerinde namaz; otuzun üzerinde de namazdan hemen sonra zekât emredilmiştir.

Aslında bir ibadetin farz olması için açıkça bir defa emredilmesi kâfi iken; bu ibadetlerin bu kadar tekrarlanması, namaz ibadetinin büyüklüğünü, Hz.Alllah’a kulluğumuzdaki yerini gösterir. Namazlarını güzelce eda eden, Cenab-ı Hakka en az seksen defa itaat etmiş, kılamayan da o kadar günaha girmiştir.

İnsanoğlu sadece biyolojik bir varlık değildir.

Bu gördüğümüz maddi vücudumuzun yanında manevi vücudumuz da vardır.

Mevla’mız maddi vücudumuzun ihtiyacı olan havayı, suyu, türlü gıdaları yarattığı gibi, ruhi ve manevi vücudumuz için de türlü gıdalar yaratmıştır.

İşte; evvela imanımız sonra da ibadetlerimiz bizlerin manevi gıdalarıdır.

Her ibadetin de kendine ait kazandırdığı güzellikler ve manevi zenginlikler vardır. Maddi gıdalar nasıl vücudumuzu canlı tutar ve hastalıklardan koruyacak zindeliği sağlar ise; manevi gıdalarımız da aynı şekilde küfür ve şirk başta olmak üzere nefis ve şeytan gibi amansız düşmanların hastalıklarına karşı ve günahlara karşı bizlere direnç verir.

Hususiyle namaz; diğer bütün ibadetleri de içine alan muazzam bir ibadettir.

İslam âlimleri bunu şöyle izah etmişlerdir:

Namaz, Niyet şartı ile İhlâs‘ı, Avret mahallini örtme şartını yerine getirmek için mal harcamak lâzım   geldiğinden Zekât’ı, Kıbleye dönme şartı olduğu için Hacc‘ı, 

İftitah Tekbirini tâkiben yeme-içmenin yasak oluşu ile Oruc‘u,

Namaz içinde şeytanın ve nefsin vesvesesini kalbten atmak için mücâhede lâzım geldiğinden Cihâd’ı,

  Kıraat şartı ile Kur’an okumayı,

Namaz içindeki münâcât ve yalvarış sebebiyle Dua‘yı,

Tahiyyat’ta Kelime-i Şehâdet’in okunması ile İman‘ı içine almaktadır.

İhlâs ile iki rekât namaz kılan kimse, meleklerin ibâdetlerine ve diğer mâlî ve bedenî ibâdetlere verilen ecir ve mükâfâta nâil olur. Bu vesile ile kulluk vazîfelerinin üstünüdür.

Namazın bizlere neler kazandırdığı, Ankebut suresinin 45.ayeti kerimesinde şöyle ifade edilir:

 “Ey habibim! Sana vahyolunan kitabı okuyup tebliğ et. Namazı da dosdoğru kıl, Muhakkak ki (usul ve erkanına riayet edilerek kılınan) namaz;  insanı ahlak dışı davranışlardan ve meşru olmayan işlerden uzak tutar. Allahı zikretmek elbette en büyük iştir. Hz. Allah bütün yaptıklarınızı bilir.”

Hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz(sas);

“Hakikaten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır.” buyurarak namazın bizleri Küfür ve şirkten koruduğunu bildirmiştir. (Riyazüssalihin,1080)

 Hadis-i Şeriflerde şöyle müjdelenir:

“İbâdetlerin efdali namazdır. Namaz kılanlara saâdet kapıları açılır. Kılmayanlar aslâ gamdan kurtulmazlar.”

“Kul namaza durunca Allahü Teâlâ aradan perdeleri kaldırır da, zâtıyla, hidâyetiyle, nûruyla ona tecellî eder. İki yanından melekler göklere kadar saf bağlar; onunla namaz kılar ve duasına “Âmin” derler. (Râmuz 104/3)

Ey ümmet ve ashabım! Tamamıyla edasına riayet edilen bir namaz, Allah-ü Teala’nın hoşnut olduğu amellerin en faziletlisidir.

Peygamberlerin sünnetidir. Meleklerin sevdiğidir. Marifetin, yerin ve göklerin nurudur. Bedenin kuvvetidir. Rızkın bereketidir. Duanın kabulüdür. Ölüm meleği yanında şefaatçidir. Kabirde nurdur. Münker ve Nekir’e cevaptır. Kıyamet gününde kişi üzerinde gölgedir. Cehennem ateşi ile kendisi arasında siperdir. Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir. Cennetin anahtarıdır. Cennette başın tacıdır.

Allah-ü Teala müminlere namazdan önemli bir şey vermemiştir. Eğer namazdan üstün bir ibadet olsaydı en önce onu müminlere verirdi. Çünkü meleklerin kimi kıyamda kimi rükuda kimi secdede kimi teşehhüttedir. Bunların hepsini bir rekat namaza toplayıp müminlere vermiştir. Zira namaz imanın başı, dinin direği İslam’ın kavli ve müminlerin miracıdır.

Bu müjdeleri çoğaltabiliriz. Bütün mesele; namazlarını ihlasla, vaktinde, cemaatle eda edip bu İlahi tecellilere mazhar olmaktır.

Bu tecellilere mazhar olan bir kul; küfürden, şirkten, ahlaksızlıktan, haramlardan uzak duracak sapasağlam bir ruh halini zaten kazanmıştır.

Böyle namaz kılabilen, saadet ehli bahtiyar bir kuldur.