Haramlardan kaçınmak icap ettiği gibi şüpheli şeylerden dahi sakınmak gerekir ki buna vera’ denir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Helaller bellidir, haramlar bellidir. İkisinin arasında şüpheliler (haram olup olmadığı belli olmayanlar) vardır. Bunları insanların çoğu bilmez. Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, ırzını ve dinini korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere dalarsa, harama düşmüş olur. Koru (girilmesi yasak olan mevkii) etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi, çok sürmez (sürüsü oraya dalar) oradan (haramdan) da yer. Uyanık olunuz! Her hükümdarın bir korusu vardır. Gözünüzü açınız! Allâh’ın yer yüzündeki korusu da haram kıldığı şeylerdir..” buyurarak şüpheli şeylerin harama açılan bir kapı olduğunu ifade etmiştir.
“Kişi mahzurlu olan şeyden korkusu ile mahzursuz olanı terk etmedikçe gerçek takvaya vâsıl olamaz.” (Süneni Tirmizi) Bu hadîs-i şerîfde mübahlarla fazla meşguliyetin harama davetçi olduğunu, buna dikkat etmedikçe hakiki takvaya ulaşılamayacağını haber vermektedir.
Hz. Ebu Bekir (r.a.) bir gün kölesinin getirdiği sütten içtikten sonra kölesine, “Bunu nerden aldın?” diye sordu. Köle “Kehanette bulunmuşdum, karşılığında bunu aldım.” dedi.
Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir (r.a.), içtiği sütü kusarak midesinden çıkardı. Sonra:
“Allâh’ım! Midemde kalıp damarlarıma karışan kısmından sana sığınırım.” dedi.
Kaynak : http://www.fazilettakvimi.com/tr/2014/12/8.html
